Saturday, May 19th

Last update:09:14:08 AM GMT

Headlines:
You are here Köşe Yazarları Mustafa Aydoğan

Mustafa Aydoğan

Bizde söz bitmedi !

e-Posta Yazdır PDF

Şimdiye kadar çok gördük ,Acil zirve’leri, Terör zirvelerini.Ne oluyor bu zirveler sonunda ?

Utanması gerekenler utanmalı!

e-Posta Yazdır PDF

 

40 yaşında bir genç düşünün ..Hani bir tabir vardır : “Boyundan adam asılır” yakışıklımı yakışıklı, terbiyelimi,terbiyeli, beyefendi birisi.
Aniden bağırsak kanserine yakalanıyor
Kesile, kesile az bir  bağırsağı kalıyor  yemeden,içmeden kesiliyor.Yediği yemek bile ona acı veriyor,zül geliyor.

Her gün acılar içinde kıvranıyor…
Hastalığından dolayı çalışamıyor, ailesinin ve kendisinin maddi durumu da iyi değil.
Ama bir şekilde geçimlerini sağlamak zorunda.
Yüzde 40 özürlü raporu verilmediği için emekliye de ayrılamıyor.
O boyu  posu ile utana-sıkılasa da olsa mendil satıyor.
Asıl onun değil,utanması gerekenlerin utanması lazım…
Sağlık sisteminden hep böbürlene, böbürlene bahsediyoruz ya
Nedir Allah aşkına  en az yüzde 40, bir hastanın daha ne olması lazım ki yüzde 40 özürlü raporu verilebilsin ?

Daha fazla acitasyon yapmak istemiyorum, bağırsak kanserine yakalananlar veya yakını olanlar hastanın durumunun nasıl olduğunu,ne acılar çektiğini iyi bilirler.
Onlar bilir de bizim sağlıkçılarımız bilmezler mi?
Kestikleri kanserli bağırsakların sonucunun ne olduğunu da mı bilmezler?
Kaç hasta kurtuluyor,kaç hasta hayatını kaybediyor pek ala çok iyi bilirler.
O halde bu tür hastalıklarda niçin yüzde 40 özürlü  raporu verilmez, şartlarını kim belirliyor ?
“Sağlık sistemimiz AB normlarına uydu,ya da Avrupa normlarının üstünde” mavalını  bana kimse yutturmaya kalkmasın.
Avrupa ülkelerinde çalışan binlerce insanımız sırf oradaki sağlık sisteminden dolayı ülkesine kesin dönüş yapmak istemiyor. Artık özel hastanelerimizin bile eski devlet hastanelerinden farkı kalmadı. Tek farkı; özel hastanelerin temizliği ve daha modern cihazların bulunması.
Şahit olduğumuz bazı olaylar bile yaşanıyor onun için de “Allah vicdan merhamet versin” demek gerekiyor.
Sağlık sistemimizde kuralları sağlıkçılar belirlemeli,bürokratlar değil…

AYDIN’IN KULAKLARI ÇINLASIN

Emniyet Müdürümüz Cuma Ali Aydın’ın buradan adını analım da yazıyı okumazsa en azından kulakları çınlar…
Bize gelen bilgilere göre Eskişehir Bağlarından Altınoluk’a kadar  hırsızlar kömürlüklerde odun-kömür koymadılar.Soyulan evlerde cabası.
Bir ara Yıldırım Beyazıt Mahallesinde bahçelerdeki demir kapılar tek tek sökülerek götürüldü, ama hırsızların bulunması için bir şeyde yapılmadı.Ziya Gökalp Mahallesinde tekeri kesilmedik,teyibi sökülmedik araç bırakmadılar.
Polis elektriklerin olduğu,kameraların çalıştığı zamanlarda  değil , asıl elektriklerin  kesildiği  gecelerde  daha çok çalışmalı o altlarındaki araçlarla o zamanlar  fırıl, fırıl dönmeliler.

BÜYÜKKEÇECİNİN GÖZÜ DEĞDİ !
Kayseri ve Civarı Elektrik Kurumu Genel Müdürü Şadi Büyükkeçeci, “Artık elektrik kesintileri geride kaldı” diye açıklama yaptı sonra elektrik kesintileri başladı. Trafolardaki bakım nedeniyle kesilen elektrikler hariç.
Elektrik kesintisi yüzünden geçtiğimiz günlerde Devlet Hastanesi acil servisinde büyük bir telaş yaşandı.

Elektrik kesilince devreye Jeneratör girdi ama onun gücü de cihazları çalıştırmaya yetmedi. (Büyük Jeneratör alacaklarmış ama Devletin gücü yetmemiş! ). Öyle olunca da acil yapılması gereken tahliller bile başka yerlerde yaptırtıldı.45 dakikalık kesinti koca hastaneyi felç etti. Hani sağlık sistemimizden bahsettik ya,biz daha  devletin hastanelerine yeterli Jeneratörü bile koyamıyoruz.

Buradan bu olayın takipçisi olacağımızı da Hastane başhekimine duyuruyoruz ya kendisi Jeneratörü yeniler,  ya da yenileyecek birileri gelir elbet…