-reklam-

Kadınlara yönelik şiddet her gün yeni bir boyut kazanıyor. Önce boşanmak istiyor diye, sokak ortasında dayak atılıp bıçaklanan, bin bir ahlaksız teklifle tehdit edilen kadın, şimdilerde ise medyada vizyonsuz, ahlaktan yoksun ve içinde zerre kadar Allah korkusu olmayan insan müsveddelerinin oklarına maruz kalıyor.

TV’den çok cep telefonuna bakar olduk...

Günün ortalama 2 saat 59 dakikasını cep telefonu ekranını izleyerek geçiriyoruz.

Televizyon başında harcanan süre ise 2 saat 14 dakika...

Cep telefonu ekranı karşısında geçirilen süre son bir yılda yüzde 15,4 artarak 2 saat 59 dakikaya ulaştı.

Türkiye’de günlük ortalama televizyon izleme süresi ise 2 saat 14 dakika. İngiltere merkezli global sosyal medya ajansı We Are Social’ın 2017 Türkiye rakamlarına göre, 71 milyon mobil kullanıcının yüzde 75’inin akıllı telefonu bulunuyor. 42 milyon mobil kullanıcı da akıllı telefonu üzerinden sosyal medyaya giriyor.

Türkiye’de internete bilgisayar üzerinden girenlerin oranı 2016’ya göre yüzde 29 gerileyerek yüzde 36’ya düşerken, mobil trafik yüzde 33 artarak, yüzde 61’e ulaştı.

Bu bilimsel gerçeklere kısaca şu şekilde yorum yapabiliriz...

Ailece TV'lerde dizi kolik olduk. Reklam arası internet bağımlısı olduk. Aile içi diyalog kuramaz olduk. Unutmayalım çocuklar hep anne ve babasını örnek alır.

Unutmayın ki siz şimdi ne yapıyorsanız çocuklarınız da onu yapacak.

Bir an önce kendi benliğimize dönüp, gelenek, görenek ve kültürümüzü çocuklarımıza aşılayalım...

AYIN SONUNU GÖRÜR MÜSÜNÜZ?

Büyükşehir Belediyesi ilan ettiği ‘ulaşım yılında’ salon belediyeciliği hareketi yaptı. Yutarsan, ulaşımda ‘yeni düzenleme’ şeklinde haber geçti. Haberi biraz okumaya başladığınızda gerçekle yüzleşiyorsunuz.

Tam Kart: 2,50 TL
Öğrenci Kart: 1,40 TL
Öğretmen Kart: 2,20 TL
1 Binişlik Manyetik Kâğıt Bilet: 3,00 TL
Tam Abonman 50 Geçiş: 100 TL (Tek Biniş 2,00 TL) şeklinde bir düzenleme(!) yapıldı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi halkın ne şartlarda yaşadığından haberdar mı? Büyükşehir Belediye Meclis üyesi Kazım Yücel zamma tepki gösterdi ve bir açıklama yaptı. Helal olsun o kadar doğru ki…

Yücel, “bizimle eşdeğer nüfusa sahip olan illerde Eskişehir’de hala 2 TL’den, İzmir bugün arazi anlamında bizim 4-5 katımız bir şehir 2,6 TL’den İstanbul ki bugün bir ucundan bir ucuna 90 kilometreyi insanlar toplu taşıma araçlarını 3.8 TL’den kullanırken biz Kayseri’de yüzde 25 zam yaparak belki de Türkiye’deki nadir belediye örneğini gösteriyoruz.

 Zam ile birlikte 4 kişilik bir ailenin ulaşıma aylık 600 TL bütçe ayırması gerekiyor. Bin 400 TL maaşı olan bir insandan 600 TL bütçe ayırmasını beklerken, 500 TL de ev kirası verdiğini düşünürseniz, halkın arasına girin bir deneyin bakalım ne hissedeceksiniz” dedi.

Asgari ücretle bir ay geçinebilir misiniz? Bu kadar üst üste zam mı yapılır? Halk tepkili…

Asgari ücretli bir babanın bir şey istediğinde çocuğuna, ‘param yok.’ dediğini düşünün.

Ben sıkıntısı olmayan insanların tuzu kuruların garibanları anlamamasına üzülüyorum. Tamam anlamıyorsanız köstek olmayın bari.

1400 lira alan bir aile düşünün aylık 600 TL ulaşıma harcıyor, ev kira, elektrik, su doğalgaz, mutfak alışverişi derken bu insanlara ne kalacak. Hatta daha acısını söyleyeyim ellerine kalacak parayı geçtim, o adam bu saydıklarımın tamamına bile yetişemez. Lütfen buyurun Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Çelik alın asgari ücretle bir ay geçirin. Eğer siz ayın sonunu görürseniz eyvallah…

Kayseri'de 2017 yılı ulaşım yılı ilan edildi, hal böyle olunca Kayseri'nin tüm trafiği adeta şantiyeye döndü.

Ara sıra, yüz kaslarını hareketlendirmekte yarar var. Biraz havalandıralım değil mi? Gerim gerim gerilen yüz, dile gelse neler anlatır, Allah bilir. Ağır abi, Ağır abla (!) olacağım diye bünyeyi bu kadar korselemek günaha dahil değil  mi?  Bırakalım ya hu biraz, olurunu bulsun işler, güçler, çözemediğimiz sözde illetlik yaşamımız.

Birazcık dudak kenarlarında deri biriksin. Biraz göz kenarlarında, , içimizi kımıldatan şeyin tortusu olsun. İlk  Yürüyen bebeğin neşesini yaşamalı, zorlandığı sınavı geçen gencin, dünyayı fetih edecek gücünü hissetmemiz gerek.

Tek bir hamle ile bunu yapabiliriz, alnının kırışıklığını serbest bırakarak...

Bir gülümsemek her şeyin yoluna girmesini sağlayacak, mahkeme duvarı ile yarış yapmamıza  gerek yok...

Yolunda gitmeyen bütün işlere küfür edilebilir, gülümseyerek. Kahkaha atarak.  Bazen İçten gelmediğini biliyorum. İçten gelmedikçe daha çok kahkaha atmalıyız. Onca şeye rağmen...

***

İnatla...

***

Mutsuz etmeye çalışan herkese rağmen, gülümsenin yüce bir iksiri var.Gülümsemenin açmadığı kapı kalmıyor. Bir iç ısıtıcı "merhabalı gülümsemek" nelere kadir olabilir göreceğiz.

***

Tabii despotluktan vazgeçersek:)

***

İnanın ki, her insanın suratına yakışan ifade.

***

Geçen bir yazıda gördüm" Mutluluğun, çehrede bayraklaşması" ne kallavi söz, ne de doğru. Gülümsemek için 14 kalori ,kaşları çatmak için 72 kalori gerekirmiş, bu yüzden kolay olanı seçmeliyiz, zor olanı değil!

Farklı kültürlerin farklı beden dilleri olsa da dünyanın neresinde olursak olalım gülümsemek her zaman mutluluk ve onay vermek anlamına geliyor.

***

Ne dersiniz, bugün kendimiz için bir iyilik yapma zamanı olmasın mı?:)...

Herkesin derdi kendine çok gelir derler. Yakınır en çok benim derdim var diye neredeyse isyan eder. Bilmez ki yaşadıkları sabır için, nefsini ölçmesi için. Gelen derde de şükretmek lazım. Onun geçmesi için, belaların gitmesi için dua etmek lazım. Boş boş söylenmenin kimseye bir faydası olmaz. Bununla alakalı bir hikaye vardır. Okumak hoşuma gider, ders niteliğindedir. Şimdi onu sizlerle de paylaşmak istiyorum. Okuyan üzerine bir parça alırsa ne mutlu.

“Adamın birisi, bir gün, durup dururken kör olmuş. Çaresiz bir şekilde doktor doktor dolaşmaya başlamış. Ancak gittiği tüm doktorlar adamın neden kör olduğunu “Gözlerinde bir hastalık yok ama görmüyorsun, biz senin durumundan bir şey anlayamadık ” diyerek cevap verip adamı tedavi edememişler…

Doktorlardan umudunu kesen adam, derdine çare aramak için dünyayı dolaşmaya başlamış…

Gittiği bir dergahta kör adama; “bak efendi, sen bu derdinden kurtulmak istersen, hayatta hiçbir derdi olmayan bir adam bulacaksın, onun üzerindeki gömleği gözlerini süreceksin, böylece gözlerin tekrar görmeye başlayacak” denmiş.

Bu söz üzerine adam yine yollara düşüp koca dünyada dertsiz birini aramış durmuş…

Günün birinde, bir dağda bir çoban olduğunu ve onunda hiçbir derdinin olmadığını öğrenmiş. Ve hemen söylenen o dağa doğru yol almış. Denildiği gibi dağda çobanı bulmuş, derdini anlatmış, demiş ki: Eey çoban; duydum ki senin bu dünyada hiçbir derdin yokmuş, doğru mu? Çoban mahçup bir sesle ‘yoktur’ diyerek yanıtlamış adamı. ‘Allah’a şükür benim hiçbir derdim yoktur.’ Kör adam sevincinden ne yapacağını şaşırmış, onca zamandır beklediği an gelmiş çatmış, gözlerinin görmesini artık çok az bir zaman kalmış… Kör adam konuşmasına devam etmiş: Çobanım, canım çobanım, gömleğini hele bir çıkarda, çıkarda gömleğini gözlerime süreyim, gözlerime süreyim ki bende görebileyim… Çoban cevap vermiş; iyi ama benim gömleğim yok ki!
Çoban dertsiz olmasına dersizmiş ama, bir gömleği de yokmuş…”

Zengin, evinin balkonunda oturup dışarıyı seyrederken, çöp kutularından bir şeyler toplayan fakir birini gördü, "Allah'a şükürler olsun ki fakir değilim" dedi.

Yarın gazetemizde şehir içindeki tarihi yapılarımızın, eserlerimizin vatandaşlar tarafından fark edilmesi için yapılan bazı çalışmalar hakkında bir haber göreceksiniz. Haber için görüştüğüm mimarlık öğrencileri arkadaşlar ilginç yazıların yer aldığı pankartları Roma Mezarlığı’nın çevresine asmış ve oradan geçenlerin fark etmesi için böyle bir çalışma yapmışlar.

Okullar açıldı. Üç çocuğumla birlikte  yeni  bir eğitim yılı için alışverişi yaptık.

Geçtiğimiz gün, Van Büyükşehir Belediyespor ile Kayserispor arasında oynanan Türkiye Kupası maçı için Van'a gittik. Günü birlik gittiğimiz Van'da, güzel bir gün yaşadık. Güzel günün neticesinde galibiyetle Kayseri'ye geldik.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılı gelir ve yaşam koşulları araştırmasının sonuçlarını.