Kadavradan Organ Nakli İle Hayata Dönüş

Manşet

(Özel) Röportaj: Şeref KAHRAMAN /Bir anne ve minik yürekli oğlunun zaferi var bu satırlarda… Uykusuz geceler var bu satırlarda… Aralıksız iki sene geçirilen 222 No’lu hastane odası var bu satırlarda… Kızını aynı hastalıktan kaybeden bir annenin aynı acıları oğlunda da yaşamamak için verdiği mücadele var bu satırlarda… Umut, azim ve kansere karşı zafer var bu satırlarda…

Kayserili olan ve Almanya’da yaşayan 43 yaşında anne Serap Yöndem Yulu, 2 yıl önce oğlu Murat’ın kanser olması ile başlayan, kadavradan alınan organ bağışı ile zafere ulaşılan zorlu süreci anlattı. Yaşadıklarını günlük tutan ve bu süreci kitap haline getiren anne Yulu, 222 No’lu Oda ismini verdiği kitabı hakkında açıklamalarda bulundu.

Kitabının gelirinin kanser hastası yetişkin ve çocukların hayatına dokunduğunu söyleyen Serap Yöndem Yulu, “Umudumun kırılan ışığından onlarca renkle yeni bir var oluş mücadelesiyiz biz. Ben şair değilim, yazar da değilim. Ben sadece derin kesikleri olan bir anneyim” diyor.

İşte o azmin, umudun röportajı…

SORU: Öncelikle sizi ve oğlunuz Murat’ı tanımak isteriz… Serap ile Murat kimdir?

SERAP YÖNDEM YULU: 1975 Almanya doğumluyum. Bir süre kuaför mesleği ile uğraştım. 1996 yılında evlilik yaptım. Biri cennette yaşayan kızım ve üç oğlum var. Murat ise 20.02.2012 doğumlu 4 yaşındayken yaşamın onun minik omuzlarına yüklediği tonlarca ağırlıktaki hikayesi başladı..

787876

KIZINI KAYBEDEN ANNEYE İKİNCİ ŞOK…

SORU: Minik oğlunuzun yaşadığı zorlu süreci bizler de sosyal medya hesabınızdan sizin aracılığınız ile takip ettik. Çok zor bir süreç geçirdiniz, oğlunuz kanserle kaç yaşında tanıştı ve o an ne hissettiniz?

SERAP YÖNDEM YULU: Öncelikle ilk bu süreç cennette yaşayan kızımın hastalığı döneminde başladı. Çaresizce araştırmalar yapıldı, kanındaki iltihap bir türlü gitmiyordu. Tahlillerin hepsi negatifti. Eklem ağrıları karın ağrısı devam etti. Bir çok ilaç denendi, fayda etmedi. Kandaki sorun gitmiyor, aksine günden güne değerler kötüye gidiyordu. Nefes darlığına kadar gitti ve yoğun bakım içinde organlarının iflas etmesiyle vefat etti. Teşhisi bile konmamıştı, bir sene boyunca çeşitli değişik ilaçlar yan etkileri tüm organlara zarar vermişti. Vefatından sonra araştırmak üzere deri dokusu aldılar, teşhisi neydi bilmek istiyorduk. Vefatından 6 ay sonra genetik araştırma sonucu kan hücre bozukluğu olduğunu söylediler. Oğlum Murat dört yaşındayken 2016'da hastalığı başladı, öksürük nöbetlerinden dolayı hastaneye gitmiştik, yine kan da iltihap var dediler, araştırılıyordu. İçten içe korkuyordum acaba mı diyordum? Ön geçmişimden cennette yaşayan kızımdan haberdardı doktorlar ve biraz detaylı bilgi istediler. Anlatmakta zorlandım n’olur aynı yolu araştırmalarla vakit harcamayın. ‘Genetik test yapın, belki ablasının hastalığıdır’ dedim ve genetik test yaptılar. 6 hafta sonra haberi verdi doktor ‘maalesef’ dedi, dünyamı yıktı sanki ama dedi ‘bu sefer çok çaresiz değiliz, yüzde 80 ilik nakliyle kurtulma şansı var sizi ULM Hastanesi’ne gönderiyorum’ dedi ve gittik.

5654767

KELİMELER LAL, DİLSİZ, TARİFİ İMKANSIZ

O dönemdeki hislerim, yeniden aynı şeyleri yaşamak... O dönemdeki duygularım çaresizlik ve korkuydu. Beynimin ve kalbimin kabul edemediği, iştirak edemediği anlardaydım ama ölümü konduramamıştım. Hala konduramıyorum, kelimeler lal, dilsiz, tarifi imkansız kabuk tutmayan ruhumun içindeki derin bir kesik.... İfadesi zor, tüm sistemlerin çöküyor adeta kısa devre yapıyor, inkar, öfke kabul edememe, yüzleşmek istemiyorsun! Ölümün soğuk yüzünü görmüş, dokunmuştuk bir kere...

54668754

ÖNCE AĞABEYİNDEN İLİK, SONRA BİR KADAVRADAN ORGAN NAKLİ

SORU: Kanserle ne zamandır mücadele ediyorsunuz ve Murat Kaan’ın şuan sağlık durumu nasıl? Oğlunuz kanseri tamamen yendi mi?

SERAP YÖNDEM YULU: Aralıksız 2016'dan beri.  Öncelikle karaciğer nakli için aile içi ilik araştırması oldu. Büyük oğlumun iliği tuttu ve çok vakit geçirmeden kit odasına alındık. Kemoterapi gördük, hücreler sıfıra düşürüldü ve yeni hücre verdiler, zor bir süreçti. Her şey yolunda gibiydi ama sarılık geçirdi, uzun süren karaciğer problemleri yaşadık. Karaciğer zehirli atıkları atamadığı için sarılık geçiriyormuş ve kaşıntı nöbetleri, uykusuz günler geçiriyordu. Zor bir dönemdi, yine bu şekilde aralıksız iki sene geçirdik. 222 No’lu hastane odası, hastane evimizdi. Organ nakli şarttı, artık organ arayışındaydık. Öncelik aile tarandı ama olmadı. Stuttgart’ın başka bir şehrine hastaneye sevk ettiler. Acil sırasına girdik, kadavradan bulundu ve organ nakli de 16.05.2018’de gerçekleşti, ruhsal ve fiziki çok yorulduk. Şu an rutin kontrollerdeyiz.

89787989

SAYFASI AZ, ACISI ÇOK BİR KİTABIN DOĞDUĞU ODA

SORU: Ve 222 No’lu Oda… Hayatınızı değiştiren, umudunuzu, azminizi ve öykünüzü yaşadığınız o odadan bizlere de bahsetmek ister misiniz? Yazdığınız kitabı daha sonra soracağım?

SERAP YÖNDEM YULU: Sözle ifade edilmesi son derece güç olan bir durumla yüz yüze idim. Adeta cam kırıkları üzerinde yürüyen canımın kesikleri bir o kadar da derin olan o odada gökkuşağı çizme mücadelemdi. 29 harfin duygularımı anlatmaya yetemeyeceği farklı bir duygu. Sayfası az, acısı çok bir kitabın doğduğu Oda idi.

İnsanın kendine ait olan tek şeyi yaralarıdır. Yıllar geçse de sorduğunuzda şöyle diyeceğiz; “Bu yara ve o oda uzun hikâye…”

676767899

“TUTUNDUĞUMUZ TEK BİR KIRIK DALDA ASILIYDI UMUDUMUZ”

SORU: Bu mücadele sırasında umudunuzu kaybettiğiniz bir an oldu mu?

SERAP YÖNDEM YULU: Olmaz mı? İnsanız neticede tutunduğumuz tek bir kırık dalda asılıydı umudumuz. Her gece umudu kaybedip her sabah tekrar umudu aramaya çıkardım, Oğlumu uyanırken gözlerine umudun ışıltısı ile bakmak için. O dönemdeki duygularım çaresizlik ve korkuydu. Beynimin ve kalbimin kabul edemediği, iştirak edemediği anlardaydım ama ölümü konduramamıştım. Hala konduramıyorum, kelimeler lal, dilsiz tarifi imkânsız kabuk tutmayan ruhumun içindeki derin bir kesik.

“BU SÜREÇTEN GEÇENLERLE UMUDUMU PAYLAŞMALIYDIM”

SORU: Kanserle mücadele ile birlikte bir kitap yazdınız. Kitabınız ile ilgili okuyucularımızı bilgilendirebilir misiniz? Kitaba ilgi nasıl?

SERAP YÖNDEM YULU: Oğlum hayat doluydu, pes edemezdim tüm var gücümü toparlayarak direnmeliydim. Onun gülüşlerinde hayat bulmak gibi bir oyun içindeydik. O sustuğunda ben, ben sustuğumda o konuştu adeta... Yaşadıklarımı günlükte tutmuştum. Kızımın döneminden beri bir gün kitap haline getireceğimi düşünürdüm ama sonuç kötü olunca yapamamıştım. Duygularımı yazıya dökmeyi severdim ve karar verdim, bu sefer bu süreçten geçenlerle umudumu paylaşmalıydım, dokunabilmeliydim. 222 No’lu oda uzun sure kaldığım oda numarasıydı. Çok şeyleri satırlara döktüğüm oda Murat’ın doğum tarihi ise 20.02.2012 rakamlar çağrıştırdı kitap ismini de. . Yaşanmış tüm duygularımın derin yansımasını aktarmam için bana bir fırsattı 222 No’lu Oda Şiir Kitabımla; duygu geçişi yapabilmek, "222 No'lu Oda" adlı kitabımın gelirini kanser hastası yetişkin ve çocukların hayatına dokunmasını bilmek, alan her okurun bu güzelliğe ortak olmasını görmek paha biçilemez bir mutluluk. Kitaba ilgi umduğumuzdan daha yüksek. Sebebi ise tek bir cümle ile özetleyebilirim. ''Hem kim birbirini aynı şeyi yaşayan iki insandan daha fazla anlayabilir ki?'' Ve vicdani empatisi yüksek güzel insanlar hala bu dünyada var.

5465765778

KİTAP GELİRİ KANSERLE DANS DERNEĞİ’NE…

Kitap gelirini kendime almıyorum. Sosyal sorumluluk bilinciyle önceden belirlemiş olduğum sivil toplum örgütleri ve kanserle dans derneğine bağışlıyorum. Bağışlanıp kanser hastalarına dokunması da ayrıca tarifi imkansız. Alınacak her kitap onların kanser hastalarının ve organ nakli bekleyen hastalarına dokunacaktır.

SORU: Sizin gibi belki sayısızca anne var. Kanserle mücadele eden o ebeveynlere bu satırlardan ne söylemek istersiniz?

SERAP YÖNDEM YULU: Umudumun kırılan ışığından onlarca renkle yeni bir var oluş mücadelesiyiz biz. Ben şair değilim, yazar da değilim. Ben sadece derin kesikleri olan bir anneyim. Çocukları için organ bekleyen onlarca anneden sadece biriydim.

57665765

“KANSERE ‘DUR’ DEMEK, HALKIMIZI BİLİNÇLENDİRMEK GÖREV OLMALI”

Bu hastalığa yakalanmış çocuklarımız çok evreden geçer hem beden hem ruhsal değişimlere uğrarlar biz ailelerin ve duyarlı her insanın onları mutlu etmek, kansere ‘dur’ demek, halkımızı bilinçlendirmek, erken teşhisin önemini vurgulamak, farkındalık yaratmak, çocuklarımıza doğru yaklaşımları kazandırmak gibi görevleri olmalıdır. Bu inisiyatifimizin de bir çizgisidir. Zira hiç bir insan yavrusunun bu değişimlere uğramasını ve bu evrelerden geçmesini ölüm korkusuyla yaşamak istemez. Onların sabır, sevgi ve inançlarını kırmayalım, kırdırtmayalım yeter biz ebeveynlere. Bizler aynı acı ile sınanmış aileleriz. Umudumuzu inadına diri tutmak gerek, inadına ne de olsa en siyah gecenin sonu en parkal gün ışığına doğuyor...

SORU: Organ nakli için oğlunuz ile sosyal medya hesabınızdan farkındalık yaratmak için paylaşımlarınızı görmüştük. Organ nakli ile ilgili vatandaşlarımıza ne mesaj vermek istersiniz?

SERAP YÖNDEM YULU: Toplum farkında değil, ah vah etmekten ibaretler ama harekete geçmiyorlar. Ülkemizde organ bağışı ve naklinin yetersiz oluşu yadsınamaz bir gerçek. Korkuyor, başımıza gelmediği için empati yapamıyoruz, çekiniyoruz ve bilgiden mahrumuz.

Evet bu süreçte şahsıma bundan böyle farkındalık yaratmak adına elimden gelen ne varsa harekete geçmekle yükümlü hissederek davranıyor ve davranacağım.

Bu dönemimde bile umudumu paylaşmak için aktivitelerde bulundum ve bulunacağım. Ben merkezli olamazdım. Hem hastalık sürecini yaşayıp hem de bir çok imkansızlıkları yaşayanlar vardı. Onlara el uzatılmalıydı, çocukların hayatlarına dokunabilmek ve vesile olmak için elimden gelen bir çok organizasyon yaptım ve yapacağım. Ve lütfen az daha empati diyorum. ‘Bir organ bir hayat kurtarır’.

“TÜNEL BİTTİĞİNDE AYDINLIK BİZİMDİR”

SORU: Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Her günün bir sabahı var... Güneş doğana kadar karanlık, doğmaya yakın biraz sancılı ama doğarken harika... Kanseri yaşamak da böyle bir şey. Bir tünele gireriz, bir anda kararan hava uzayan tünelle kasvetini arttırır, yol gider de gider. Sonra bir anda hafif bir parıltı başlar, sonra genişler... Işık içeri girdiğinde kararan her yer bir anda bahar olur. Tünel bittiğinde aydınlık bizimdir!

Sabır, sabır, sabırla anlarını da yaşayarak mücadeleyi asla bırakmadan yaşamanın direnmek olduğunu bilerek asla pes etmesinler derim. Acılar en bilge öğretmenimizdir.

Bana tecrübelerimi paylaşma fırsatını verdiğiniz için Kayseri Deniz Postası Gazetesi röportaj ekibine teşekkürü bir borç biliyorum.

Saygım ve Sevgimle…

SERAP YÖNDEM YULU

WhatsApp Image 2018 12 25 at 15.43.08

0
0
0
s2smodern
powered by social2s
reklam
Reklam

Web stemizde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Anladım

Resmi İlanlar