Bu noktada hekimler, havaların hızla soğumasıyla insanların kapalı alanlarda daha uzun süre vakit geçirdiğini, bu durumun da virüsün yayılımını hızlandırdığını ifade ediyor. Değinildiği üzere, okulların açık olması, toplu taşıma kullanımının artması ve kalabalık etkinliklerin çoğalması grip virüsünün dolaşımını kolaylaştırıyor. Ayrıca açıklamalara göre, pandemi döneminde azalan bağışıklık temaslarının normalleşmesi de bu yılki yükselişi tetikleyen etkenler arasında sayılıyor.
Kimler daha büyük risk altında?
Belirtildiği gibi grip herkesi etkileyebilir ancak bazı gruplar için sonuçları daha ağır olabiliyor. Özellikle 65 yaş üzerindeki kişiler, kronik hastalığı bulunanlar, hamileler ve küçük çocuklar bu hastalığı daha ağır geçirme ihtimaline sahip. Bu noktada uzmanlar, bu risk gruplarının belirtileri hafife almaması gerektiğini ve erken müdahalenin önemini vurguluyor. Bağışıklık sistemi zayıf bireylerin, hastalık dönemlerinde toplu alanlardan mümkün olduğunca uzak durması tavsiye ediliyor.
Korunmak için neler gerekiyor?
Bu sebeple hekimler, grip aşısının hâlâ en etkili koruma yöntemlerinden biri olduğunu belirtiyor. Düzenli uyku, dengeli beslenme ve kapalı ortamlarda havalandırmaya dikkat edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bilindiği gibi kişisel hijyen ve maske kullanımı da virüsün bulaşma riskini önemli ölçüde azaltıyor. Sağlık uzmanlarına göre, toplumun basit önlemleri ihmal etmemesi, yükseliş eğilimindeki grip grafiğini aşağı çekmenin anahtarı olabilir.
Kış ilerledikçe tablo daha da netleşecek; ancak şimdiden açıklamalar, özellikle risk grubundaki bireylerin daha dikkatli olması gerektiğine işaret ediyor. Bu konu, sezon boyunca hem sağlık otoritelerinin hem de vatandaşların gündeminde kalmaya devam edecek.




