-reklam-

Grsel AtasuuuDilini tutmayı becerenler burada mı?

Nefsine engel olmayı başaranlar ya siz burada mısınız?

Kalbine kir, pas değdirmeyenler ses versenize...!

Ya sözlerinde yalan, midesinde haram, hayatlarında menfaat, işlerinde çıkar hesabı olmayanlar sizlerde hoşgeldiniz...

Grsel AtasuuuSöylenecek sözüm kalmadı belli ki. Aklım boşalmış şarj etmiyor galiba. Denizin her türlü mavisini görebilirken, bakarken artık "deniz ne renk" diyenlere "mavi..." diyebilmenin hazin sonu. Yediğim kıymalı böreğin lezzeti kaybolmuş damağımda, hissettiğim midemde bir ekşilik... Ud taksiminin ruhuma yansıttığı hoş sedayı; elimdeki telefonun Youtube'ndaki ud taksimini izlemenin, dinlemenin verdiği lezzetsizlik.

Grsel AtasuuuDinletisini izlemenizi şiddetle tavsiye ettiğim, artık sona doğru yaklaşılan hayatların özeti idi; değerli iki kardeşin satırlara döktüğü... Yıldız Kenter... Müşfik Kenter... "Fırlatılan taşların geri dönmediği zamanlar. Bu hapsolmuşluk duygusu, bu üç beş metrekare yaşam. Ve o, ne yana gitsen eleyemediğin, unutamadığın yalnızlık... Gecikenlerin, toprakla randevu bekleyenlerin, dünyaya sığıntı olanların bildik kaderi. Geçmiş zaman muhabbetlerinde tükendi mi tüm kelimeler? Artık ne sır dolu bakışlar, ya ne yeniden biraraya getirebilecek notalar. Bakışlar yoruldu, yüzler soldu, güfteler unutuldu... Artık tanımadığım ayak sesleri ve hiç açılmayan kapılar. Yetinmeyi öğretti yıllar. Bazen yutkunmayı, hoş görmeyi, boş vermeyi ve en çok da beklemeyi, hep beklemeyi... Neyi?

Grsel Atasuuu"Atatürk, Mudanya yolu ile Bursa'ya gidiyordu. Kalabalık bir halk kitlesi iskelede etrafını çevirmiş bulunmakta idi. Yaşlı bir kadının, elinde bir kağıtla Atatürk'e yaklaştığı görüldü. İhtiyar, zayıf bir kadındı. Ata'nın yolunu keserek titrek bir sesle; "beni tanıdın mı oğul?" dedi. Ben sizin Selanik'te komşunuzdum. Bir oğlum var; Devlet Demir Yollarına girmek istiyor. Siz onu alsınlar dediniz. Fakat müdür dinlemedi. Oğlumu yine işe almamış... Ne olur bir kere de siz söyleseniz." Atatürk'ün çelik bakışlı gözleri samimiyetle parladı... Elleriyle geniş  jestler yaparak ve yüksek sesle, "oğlunu almadılar mı?" dedi. Ben tavsiye ettiğim halde mi almadılar? Ne kadar iyi olmuş... Çok iyi yapmışlar... İşte Cumhuriyet böyle anlaşılacak..."

Grsel AtasuuuGörünüşte daha lise öğrencisi gibiydi. Ama kucağında bir de çocuk vardı. Kardeşi galiba dedim. Kısa bir sohbetten sonra nereden bilebilirdim ki gerçekler tamamen canımı acıtacaktı...

Yaşın? -19...

Bu çocuk? ­­-Benim...

Nasıl senin? Sen daha çocuksun! -Benim işte...

Peki yavrum diyebildim sadece...

-Dört aylıkta hamileyim... dedi ve oralar her şey karardı bir anda gözümde. 19 yaşındaydı!

Grsel AtasuuuSayısını hatırlamadığım yazılarım... Kafama göre takıldığım konularım... Bazen binlerce kez okunmuş bazen de belli bir sayıda kalmış. Yeri geldi yolda yürürken bir kişinin düşündüren tavrı kalemime konu oldu, yeri geldi karşımdakinin bir kelimesi. İçimi döktüğüm, öğrendiğimi aktardığım, sevincime ortak ettiğim, kızgınlıklarımı belli ettiğim köşemde.

Grsel AtasuuuEski zamanlarda, eski günlerde, geçmişten yani; “eskiden...”

Dünya nimetlerinden yoksun, zaruri ihtiyaçlarını yerine getirmekte zorlanan insanlardı, hayat telaşındaki “fakirlik...”

Eskilerden uzak yaşadığımızı zannettiğimiz, “şimdiki zaman...”

Bazı şeyleri yaşamadan ne demek olduğu bilinmediğinden, hayata geçirilmesi zor olan “kıymetlilerimiz...”

Grsel Atasuuu“Özlemek nedir bilir misin? Özlemek; sevmektir ilk önce. Çünkü sevmezsen özlemezsin ki delicesine. Özlemek ağlamaktır, akan her gözyaşında anıları anımsamaktır. Özlemek, uzaklara dalmaktır. Çook uzaklara... özlemek; ümit etmektir. Bazen de sıkılmaktır yalnızlığından, bazen de etrafındaki gereksiz kalabalıktan.  Özlemek haykırmaktır sesi kısılırcasına özledim diye bağırmak. Kızmaktır bazen de özlemine neden olanlara, bazen ise kadere çaresizce.  Büyük bir yanılgıdır, gece yarısı kalktığında her şeyin bir rüya olduğunu anladığında mesela. Özlemek; sabretmektir, usanmadan şafağı gözlemektir... yılları, ayları, haftalrı, günleri, saatleri, dakikaları hatta saniyeleri kovalamaktır. Yalnızlığa inat mücadele etmektir yaşamaya...”

Grsel Atasuuu“Eylülde aşk, eylülde acı, eylülde yalnızlık zordur,

  Eylülde her şey zordur, ben eylülü onun için severim…” diyen şair gibi eylülde her şey zor ve güzeldir. Eylülün ilk günlerini yaşıyoruz, bir başka deyişle hazan mevsiminin başlangıcını. Günler kısalmaya başladı, gittikçe daha da kısalacak. Yaz günlerinin o kavurucu sıcakları yerini tatlı bir serinliğe terk ediyor yavaş yavaş. Doğa bir başka bahara kadar vedaya hazırlanıyor; sarının, kızılın her tonu sarıyor evreni, yapraklar rüzgarların peşi sıra koşturup duruyor. Yani eylül hüzünlerin ve ayrılıkların ayı… Bu nedenle de edebiyatçılara, şairlere ilham kaynağı olmuş hep…

Grsel AtasuuuO kadar çok sene vardı ki daha aslında çook uzun yıllar, herbirini senelere paylaştırdığım, planlarım, hesaplarım...

Grsel AtasuuuCipolla’ya göre dört çeşit insan varmış; zeki, aptal, saf ve haydut insanlar…

-Kendilerine zarar verdikleri halde başkalarına fayda sağlayan saf insanlardır.

Reklam

Web stemizde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Anladım

Resmi İlanlar