-reklam-

Grsel AtasuuuGüneşin doğuşu mu farklıydı sanki? Gözünün alabildiği maviliğin en dibinden. Deniz çok sakin tertemiz uykudan yeni kalkmış bir bebeğin mahmurluğu gibi. Derin bir nefes aldığımı hissediyorum sanki, hep nefessiz kalmış gibiyim. Ciğerlerime dolduruyorum o mis gibi kokan doğayı. Hayat sen bile farklı görünüyorsun bu sabah bana. Umutlarım, ümitlerim, hayallerim kol kola girmişler yürüyorlar bu sefer, beni bırakıp maviye maviye. Mutluyum ama bu kez gerçekten çok mutluyum.

Grsel AtasuuuKimin için senin fedakarlığın? Bir takım şeylerden vazgeçişin… Mantığını bile zaman zaman devre dışı bırakman… Her feda ettiğin parçalarını toparlayamaman… Vazgeçmeyeceğin şeylerden ya uzaklaşman…

Grsel AtasuuuÇok mu gerilerde kaldı, değerini şimdiki aklımızla bilemediğimiz o masum küçüklüklerimiz. Yaşadığımız zorluklar karşısında, karşılaştığımız o kaybolan umutlarımızdan haberleri olsaydı eğer büyür müydü o küçük yürekler, o minnak eller. Küçükken büyümek istemenin nedeni de budur belki, hala umutları ellerinde tutabilmek. Yorulmak nedir bilmez bedenlerimizle, oyundaki topun gelip vurmasındaki gözyaşının sebebinin kimin attığının değil de sadece acıttığı için ağladığımızın en saf ifadesinin güçlülüğüydü çocukluğumuz. Anı yaşamadık mı hiçbir şeyin önemi olmadan keyif alarak... Keşfetmenin verdiği heyecan değil miydi dünyaya çocuk olarak gelmek? Rahatlığımızın ifadesiydi konuşabilsekte konuşamasakta istediğimizi elde etme yöntemleri. Hiç bitmeyecek gibi gelen enerjimiz, karşımızdakileri korkutsa da denemekten asla vazgeçmediğimiz küçük kararlılıklarımız.

Grsel AtasuuuBilmem kaçıncı asırda, bilmem kaçıncı devirdeyiz diye diye, elbette çıkan, yakışan ne ise kaçınılmaz hakkımız, modernize düşünceler zaten düşüncemiz, yaşantılar ise oooo bizim giremeyeceğimiz kılık yok ki…

Grsel AtasuuuSizi öylesine işi düştüğünde aramıyorsa… Sırf merak ettiği için sesinizi duymak için, iyi olup olmadığınızı kontrol etmek için arıyorsa o dosta sıkı sarılın…

Grsel AtasuuuSadece merak ettim, derinlemesine olmasa da birazcık ta araştırdım sayılır. Yıllardır insanların o günün gelmesiyle beraber ne yaparım da farkındalık yaratırım, günü eğlenceli ve unutulmaz hale getiririm çabaları yapmışızdır elbet... Çünkü biz de adettir; sürü nereye biz oraya. 1 Nisan rivayetlerindeki iki çarpıcı olay beni hayli etkiledi.

Grsel AtasuuuBir bilgeye sormuşlar; “Dostluk nedir?” diye. Paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini verdin mi desteğini, sordun mu halini, yolladın mı yüreğini, ağladın mı onun gibi… HİSSETTİN Mİ DOSTLUĞU? Demiş. Diğer bir bilge de demiş ki; karşılığı almadan verilir mi hiç yürekteki sevgi? Dostluk dediğin; tek bir ruhun, iki ayrı bedende dirilmesi gibidir…

Grsel Atasuuuİnsan kullanmakla, insan kullanmayı bilmek arasındaki farkın ayrımına varmış olan insanlardır; başkalarını kullanmayı huy edinenler. Kimdir bunlar demeyin, neye benziyorlar, nasıl anlarız demeyin…! Onlar bizim içimizdeler, yanımızda oturan, arkamızdan gelen, önümüzden giden, bazen gerçekten tanıyamadığımız, bazen de çok iyi tanıdığımız. Şimdi dikkat! Bir analiz edelim haydi… Sakin, sessiz ve düşünerek…

Grsel AtasuuuDerine dalmak değil niyet… Dalmak da kaygı değil… Daldığın zaman seni şaşırtacak şeyler belki de düşündüklerin… Ya da insanın kendisinin ve yaşadıklarının analizlerini ayrıntılı bir şekilde yapabilmesini ve yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlamaktır. Bir telaş, hızlı bir kaynaşma, kendinden emin lakin oldukça kaygılı, en şık kıyafetler özenle seçilmiş, dilde en kibar halden anlayan, yıllardır o yeteneğini kaybetmiş empati dolu yaklaşmalar…! Heyecanlananlar, uykuları kaçanlar verilmek üzere üzerinde çalışılan sözcükler, keşfedilmemiş kendilerini keşfettirme zamanı…

Grsel Atasuuu“Babam parayı çok severdi. Eskilerin adamıydı sertti. Kurallarına uyulması gerekliydi, sözü senetti. Vermişti beni, benim bile haberim yokken. Annem ağlayan gözlerle kızım seni verdik, verdi dedi. Nasıl diyemedim. Yaşımın küçük olmasına rağmen başıma gelecek böyle bir günü bekliyordum. Kim demedim, nasıl biri hiç düşünmedim. Sadece kaç liraya anne dedim. Babama sormak istediğim soruyu arada kalan anneme; kaç liraya? 5 kızım dedi... 5 mi? Sahiden 5 mi? Tamam dedim gözü kanlı anama. Olsun belki babamın kapısından iyi olacak koca kapısı... Benim canımın parçası beni 5’e verdi ama koca sahip çıkacak. Çıkacak değil mi anam, çıkmalı değil mi? Bizde adettir kadınlar çocuklar çalışır parayı eşlere ya da babalara veririz. Gezeriz tarladan tarlaya. Güneş ağzında bir damla tükürük kalmayana bırakmayana, soğuk ciğerine vurana kadar çalışır 3 kuruşu getirir teslim ederiz. Evet evet ben bundan sonra rahat edeceğim, umurumda olmasa da 5 ya da 10 kaça verildiğim hayat yeni bir sayfa açacak bana, açmalı bana. Ama babam ellerim yakanda olacak öbür dünyada. Okumam yazmam yok benim çünkü çalışıp para getirmek daha önemliydi okuma yazma öğrenmekten babama göre. Öyle de oldu. Şimdi bile soruyorlar çocukların arasında kaç yaş var diye ben bilmem kocam bilir diyorum!... Kınamayın... Biz bilmeyiz ki, bilmemeliyiz ki...”

Reklam

Web stemizde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Anladım

Resmi İlanlar