-reklam-
Atasu

Grsel AtasuuuSeneler önce bir tanıdık demişti, güzel bir  sohbetin orta yerinde; “Ya bedenini çalıştıracaksın ya da beynini...” Kolay lokma yoktu aslında hayata dair. Hayat herkese  adil de değildi illaki. Keşke adil olsa mıydı acaba diyorum? Dengeler ya... Elbet hayatın da bir bildiği var deyip koyuyorum her şeyi ve herkesi yerli yerine. Çünkü kimse kimsenin halinden anlayamaz. Beden işçisinin yorgunluğu elbet çok zor ama fikir işçisinin beynen yorgunluğu da asla hafife alınmayacak kadar zor. Her ne kadar da teraziler eşitlenemese de üretmek, tüketmek ve çalışmak zorundayız mutlaka.

Grsel AtasuuuKonuşuyoruz, görüşüyoruz, zaman geçiriyoruz lakin aynı yönde değiliz. Anlatırken ben ya da anlatmaya çalışırken ben, biliyorum beynin benimle iletişime geçmeni engelliyor. Bazı şeylerin ne kadar önemli olduğunu benim için anlamanı isterken kavranmamış bakışlara maruz kalmak gibi. Aynı dili konuştuğumuzu zannetiğim durumlarda dahi, arada bir şeylerin eksik olduğunu, nedense birbirimizi anlamadığımız anların olduğu gibi. Sahi sorun neydi? İletişimsizlik karmaşası içinde kaybolmamız mı? “Anlıyorum seni” deyip anlayamaman mı... Anlayamamandaki neden duvarları soluksuz örmen mi? Konuş benimle... Ne istediğini, nasıl istediğini ifadeye dök. En yalın halini göster bana. İlişkiler neden yıpratır insanı biliyor musun? Kendimizi doğru ifade edememekten ve karşı tarafı doğru anlayamamaktan. Hani, günümüzün; duyguları yok eden teknoloji araçlarındaki halleri gibi. Mesaj yazıyorum söyleyemediğim dinleyemediğin şeyleri hitaben... Yazıyorum... Yazıyorum... Sonuçtaki cevabın OK... Konuşmak için arandığında kısa cümleler... Arada nefeslerin sesinin  dinlendiği duraklamalar... İşlerim çok, kısa keselim demeye gelen “geri dönerim” talepleri... İLETİŞİMSİZLİK...

Grsel Atasuuu“Kurnaz insanların kafasının içinde  40 tilki dolaşırmış ve 40ınında kuyruğu birbirine değmezmiş” derler.

Grsel AtasuuuBir hayli düzenle hazırlanmış şık bir masa. Uyumu masa örtüsüyle başlayan, özenle katlanmış peçetelerle renklendirilen. Masaya yerleştirilen ince nazik servis tabakları ile sunuma hazırız der gibi. Masanın bir başından başlıyorum ve çevresinde bir tur atıyorum yavaş adımlarla. “Göz doyması” dedikleri bu olmalı diyorum. Masanın üzerine yerleştirilen büyük servis tabaklarında yerlerini alan tablo gibi yiyecekler. Tam ortasında masanın büyük servis çorba tabağı eğiliyorum dumanı çıkıyor, sanki beyran mı ne?... Ara sıcaklar, ana sıcaklar yakıyorsunuz beni... Yerimi alıyorum masanın baş tarafında, özenle katlanmış peçeteyi açıyor dizlerime koyuyorum. Kaşık ve çatalda ellerimde her şey olağanüstü vee Sahne....

Grsel AtasuuuEtrafımız insanlarla dolu. Onlarla olan ilişkilerimizde dengeyi kurmak o kadar önemli ki. Sergilediğimiz davranışlar hayat akışımızı etkileyebilmekte. Bu nedenle insanların dediklerini ciddiye alıyor ve daha da önemlisi, onların etkisi altında kalıyoruz. Bazen bu, etrafımızdakilerin onayını almak düşüncesiyle, bazen ise kendi çıkarımızı gözetmek için diğerlerini hoşnut etme niyetiyle olabiliyor. Sebep ne olursa olsun, KENDİNİZ OLUN ve DİĞER KİŞİLERİN SÖZLERİNİN ETKİSİ ALTINDA KALMAYIN! Yola çıktıklarınızı yolda bulduklarınıza değişmeyin...

Grsel AtasuuuTek isteğimiz birazcık ilgidir bazı zamanlarda. Bir ayrıntı, bir hareket, bir jest, bir mimik, bir söz bile yeterli olabilir hatta. Kendimizi değerli, önemli ve mutlu hissederiz böylece... Zaten yaşamak da bunun üzerine ve bunun için değil mi biraz?

Grsel Atasuuuİnsan varoluş bakımından çok yönlüdür. Geçmişten günümüze birçok yönden ele alınmış, üzerinde birçok araştırma yapılmıştır. İnsan kavramından insanlığa, insanlık kavramından topluma ulaşmıştır. Toplumlar incelenmiş ve bu inceleme sosyoloji adını almıştır. Toplumu oluşturan en temel taş elbette insandır. İnsan birçok bilime kaynaklık etmiş ve konu olmuştur.

Grsel Atasuuu“Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.”

(Mustafa Kemal Atatürk)

Grsel AtasuuuDilini tutmayı becerenler burada mı?

Nefsine engel olmayı başaranlar ya siz burada mısınız?

Kalbine kir, pas değdirmeyenler ses versenize...!

Ya sözlerinde yalan, midesinde haram, hayatlarında menfaat, işlerinde çıkar hesabı olmayanlar sizlerde hoşgeldiniz...

Grsel AtasuuuSöylenecek sözüm kalmadı belli ki. Aklım boşalmış şarj etmiyor galiba. Denizin her türlü mavisini görebilirken, bakarken artık "deniz ne renk" diyenlere "mavi..." diyebilmenin hazin sonu. Yediğim kıymalı böreğin lezzeti kaybolmuş damağımda, hissettiğim midemde bir ekşilik... Ud taksiminin ruhuma yansıttığı hoş sedayı; elimdeki telefonun Youtube'ndaki ud taksimini izlemenin, dinlemenin verdiği lezzetsizlik.

Grsel AtasuuuDinletisini izlemenizi şiddetle tavsiye ettiğim, artık sona doğru yaklaşılan hayatların özeti idi; değerli iki kardeşin satırlara döktüğü... Yıldız Kenter... Müşfik Kenter... "Fırlatılan taşların geri dönmediği zamanlar. Bu hapsolmuşluk duygusu, bu üç beş metrekare yaşam. Ve o, ne yana gitsen eleyemediğin, unutamadığın yalnızlık... Gecikenlerin, toprakla randevu bekleyenlerin, dünyaya sığıntı olanların bildik kaderi. Geçmiş zaman muhabbetlerinde tükendi mi tüm kelimeler? Artık ne sır dolu bakışlar, ya ne yeniden biraraya getirebilecek notalar. Bakışlar yoruldu, yüzler soldu, güfteler unutuldu... Artık tanımadığım ayak sesleri ve hiç açılmayan kapılar. Yetinmeyi öğretti yıllar. Bazen yutkunmayı, hoş görmeyi, boş vermeyi ve en çok da beklemeyi, hep beklemeyi... Neyi?

Reklam

Web stemizde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Anladım

Resmi İlanlar