Tolga Yılmaz
Tipografi
  • Daha Küçük Küçük Orta Büyük Daha Büyük
  • Varsayılan Helvetica Segoe Georgia Times

tolgayGözlerimin önünden film şeridi gibi geçip giden ütopyamı gerçek bir filme dönüştürebilmek için nasıl çaba harcadığımı tahmin bile edemezsin! Neden herkese izletmem gerektiğini hemen düşünüverdin? Kimsenin izlemediği ütopya nasıl genişler? Asıl merak etmen gereken filmi kimin ya da kimlerin izleyeceği değil de filmin konusunun ne olduğu olmalıydı… 


Gözlerimden çiseleyen gözyaşlarımın arasından süzülenler bir senaryonun parçası olmalı. Dön, kendi ekseninde bir bak dünyaya, doğaya neler oluyor görebildin mi? Göremezsin… Görebildiklerini yorumlamak için bir kitap okuyup da kuralsız hayatın içindekileri yorumlayabilecek kadar geniş değil kelime haznen. Örneğin bir böceğin yaşamsal özelliğini, bir kelebeğin ömrünü, doğanın uyanışında nelerin hareketlendiğini ve insana yön verebilecek açık perdeyi yazlık sinema da ekipmansız izleme olanağına eriştin mi?
Sahip aranıyor sahipsiz sanılan doğaya; dere, akarsu, çay, ırmak, nehir, deniz, okyanus ne varsa akıp gitmeye mahkum olmuş hepsinin ya önünü tıkıyorsun yön vermek için ya da tıkanmışlığın önünü açıyorsun yatağını bulacak olan suyun(!..) sen müdahale ettikçe bozuluyor akışın yönü farkında mısın? Bakış açını değiştir gerçekten görmek istiyorsan yaşamında seni mutlu kılacağına inandıklarının seninle olmasını istiyorsan. Şeyh değilim ki hırkamı üzerine atayım, Hızır değilim ki çıkmayan sesine nazaran attım dediğin çığlığını duyayım. 
Akustik bir oda arıyorum kendime; seni görmeden çıkmayan sesindeki imdat çığlığını duymak ve seni bulunduğun ve bakış açını değiştirmene yardımcı ol(a)mayan ortamdan alıkoymak için… Bildiğim bir oda vardı aslında. Ama yok ettiler körler ülkesindeki o odayı! Gören göz olmaz isteyenlerin sayısının artması gerek açı değişikliği için. Açının mesafesi belli, değiştirmezsen gidersin ve yine gelirsin aynı açı içinde/etrafında. Parsel parsel satılıyor doğanın dört bir yanı, doğanın sahibinin olduğuna inananlarca!
Bak sana şimdi gözlerimin önünden geçen ütopyamın film şeridini gösteriyorum. İster bak, ister gör. Böylesine zenginliklerle dolu bir gezegende nasıl oluyor da her yıl yüz milyonlarca insan en kötü sefaletlere sürüklenebiliyor, ölüme ya da umutsuzluğa itiliyor? "Dünyanın Yeni Sahipleri ve Onlara Direnenler" bu soruları yanıtlamaya çalışıyor. Roux, ‘İnsanlarımızı boşluğa iteleyip sefalet içinde öldüren ticaret ve özel mülkiyete karşı ekonomik ve toplumsal bir devrimden yana olmalıyız,’ diyordu. Günümüzde de dünyanın dört bir köşesinden devrim uğultuları yükseliyor. Yeni bir sivil toplum doğmakta bu belirsiz bir ortam içerisinde… Olağanüstü zorluklarla karşı karşıyayız. Bu toplum, efendilere karşı bir direniş örgütlemeyi deniyor. Ezilenler adına bir yol arayıp, umut olmak istiyor.
Bak yine güneş açtı ve ısıttı dışımızda ki yanımızı, içimize dokunmadan. Kim izlemeli bu filmi ya kim? Kim izledi ki şimdiye dek akan gidenleri ki bundan sonraki akacakları kim izlesin dediğini işitir gibi oldum. Karanlıklar içinden şafakla gel, günle gel, kan ve barut içinden dirençle gel, kinle gel. Gel ki geceler çatlasın, gel ki gözler açılsın ve aydınlık olsun ten ışığında dünya. Şimdi anladın mı gözlerimin önünden geçenleri bir filme dönüştürmek için harcadığım çabayı… Anlamadın mı? Başka yapacak bir gücüm yok, elimden geleni verdim sana küçüğüm, biriciğim, canım kuzum, yavrum! Açma dedim gözlerini karanlık dünyaya, aydınlanması güç oluyor gündüz gezen vampirlerin arasında.

Web stemizde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Anladım

Resmi İlanlar