Beklenilen zamların gerçekleşmemesi ve yüksek enflasyon nedeniyle asgari ücretli ve işçinin gün geçtikçe maaşı eriyor. Her gün gelen zam haberleri ile daha da zor duruma düşen emekçiler, çözüm bekliyor.

DİSK, Türk-İş ve Hak-İş sendikaları başkanları bir araya gelerek ortak basın toplantısı düzenledi. İşçinin ve asgari ücretlinin aldıkları maaşları gündeme getiren sendika başkanları hükümete çağrıda bulundu. 10 maddelik ortak bildiri yayınlayan sendika başkanları, işçinin ve emekçinin sesi olarak çözüm istedi.

Bunlar Bizi Maraba Zannediyor

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, düzenlenen basın toplantısında hükümete seslenerek; “Kamuda ücret dengesizliği var. Emeklilerin, asgari ücretlilerin sıkıntısı var. 10 bin TL ile bir hafta geçinme şansımız yok. Tablo ortada. Özel sektör geçmişte kamudan öndeydi. Kamu şimdi en düşük duruma düştü. Özel sektördeki karlar ortadayken 10 yıllık bir işçiye 10 bin lirayı çok görüyor. Bunlar bizi işçiyi maraba zannediyor” dedi.

Dayanacak Gücümüz Kalmadı!

Konuşmasının devamında TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarını gerçekçi bulmadıklarını ifade eden Atalay, işçiye 20 bin TL’yi çok görüyorlar diyerek; “TÜİK'in açıkladığı rakamları gerçekçi bulmuyoruz. Dayanacak gücümüz kalmadı. Geçmişte kamuda ücretler yüksekti, normal bir ücret alıyordu. Şimdi kamu en düşük duruma düştü. Ama maalesef özel sektördeki patronlar, kazandıkları para ve kârları ortada. Ona rağmen 10 yıllık 20 yıllık bir işçiye 10-15-20 bin lira parayı çok görüyorlar. Bunlar bizi köle zannediyorlar. Bu meseleyle ilgili üzerimize ne düşüyorsa noksansız yapmak zorundayız” diye konuştu.

Bu İşi Emekçinin Üstüne Yıkmanın Anlamı Yok!

Atalay, Türk toplumu akıllı bir toplumdur, nerede ne yapacağını bilir diyerek; “Bizim üçümüzün de sık sık işçi meselesinde, emekçi meselesinde bir araya gelme mecburiyetimiz var. Şimdi ülkede seçim oldu toplum kanaatini belli etti, bir sene sonra başka belli edecek. Türk toplumu akıllı bir toplumdur nerede ne yapacağını iyi bilir. Bu meseleyi emekçinin üstüne, dar ve sabit gelirlinin üstüne yıkmanın anlamı yok. Kemeri sık, faizi arttır, vergiyi yükselt, bahşişten vergi nasıl alırım onun yoluna bak. Böyle bir yetkiyi bundan önceki Maliye Bakanı'na versen o da yapardı. Bizim üzerimizden ellerini çeksinler. 17 bin liranın ekonomiyi düzeltmeyle ilgili bir alakası yok. Bir yerde ekonomik kriz varsa orada huzur yoktur” ifadelerini kullandı.

Dünyanın En Kötü Milli Gelir Dağılımının Olduğu Ülkede Yaşıyoruz

Basın toplantısında konuşan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan dünyanın en kötü milli gelir dağılımının olduğu ülkede yaşıyoruz diyerek; “Türkiye'de refahın adil paylaşımıyla ilgili tersine bir gidiş söz konusu. Dünyanın en kötü milli gelir dağılımındaki adaletsiz ülkelerin arasında Türkiye yer alıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde asgari ücret bir istisna iken Türkiye'mizde genel ücrete dönüşüyor.

Peki kim kazanıyor? Daha çok sermaye kazanıyor. Hatta finans ve bazı sektörlerde daha çok kazanıyorlar. Biz bu gidişatı Türkiye'nin hak etmediği bir gidişat olarak görüyoruz. Milli gelirimiz artıyor, büyüme devam ediyor ama ücretlilerin aldığı pay azalıyor. Burada bir yanlışlık var. Vergi sistemi de dahil baktığımız zaman daha çok kazanandan daha az, daha az kazanandan daha çok bir vergi politikası söz konusu. Adaletli bir vergi sisteminden bahsedemiyoruz. Kaldı ki eğer gerçekten adil bir vergi sistemi olsa bile sorunu çözmeye yetmiyor. Çünkü nereye harcanıyor? Vergilerin nasıl, kimin için harcandığı da çok önemli” açıklamalarını yaptı.

Kayseri’de Dikkat Çeken İhale İçin Zaman Daralıyor! 4 Adet Arsa Satışa Çıkıyor! Kayseri’de Dikkat Çeken İhale İçin Zaman Daralıyor! 4 Adet Arsa Satışa Çıkıyor!

Siyasal ve Sınıfsal Tercihlerin Sonucu!

Mevcut tablonun ülkeyi yöneten siyasi iktidarın siyasal ve sınıfsal tercihlerinin sonucu olduğunun altını çizen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu; “Hepimizin yarattığı değer bu ülkede yaşayan 85 milyon rahatça yaşamasına yeter. Yeter ki kaynaklar adil dağıtılsın, gelir ve vergi dağılımı adaletli olsun. Demokrasinin olmadığı yerde emeğin hakkı olmaz. İşçi sınıfı başta olmak üzere bütün toplumsal kesimlerin seçimden seçime değil hayatın her alanında söz hakkına sahip olduğu bir ülkede bu sorunu çözebiliriz” şeklinde konuştu.

10 Maddelik Ortak Bildiri ve İktidara Çağrı!

Sendika başkanları, insan onuruna yakışan bir zam beklediklerini aktardı. İşçinin ve emekçinin yanında bütün siyasi partileri omuz omuza mücadeleye davet ediyoruz diyen sendika başkanları hükümete taleplerini iletti;

Ardından DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, üç konfederasyonun ortak bildirisi açıkladı ve iktidara taleplerini iletti;

1- Vergide adalet: Ücretlerin vergilendirilmesinde mevcut sistem ücretleri mağdur ediyor. Vergi sistemi yeniden yapılandırılmalı. Çalışanlar üzerindeki doğrudan ve dolaylı vergiler azaltılmalıdır.

2- Enflasyonla mücadele: Ücretleri düşük tutarak bunu sağlayamazsınız. İşçi, memur ve emekli maaşları TÜİK'in hesaplamalarına göre arıtırlıyor. Yaşanan enflasyonla yaşanan enflasyon arasında büyük bir fark var. Henüz zamlar ücretlere yansımadan elektriğe yüzde 38 zam yapıldı.

3- Asgari ücret: Acilen artırılmalıdır. Çalışanların neredeyse yarısı asgari ücret seviyesinde ücret almaktadır. İstisnai olması gereken asgari ücret artık ortalama ücret haline geldi. Ülkedeki yüksek enflasyon sebebi sermayenin bitmek bilmeyen kâr hırsıdır, dar gelirli işçiler değildir. Enflasyonu düşürmek için işçilerden fedakârlık beklenemez. İşçiler enflasyonun sebebi değil mağdurudur.

4 - Kamuda ücret dengesizliğine son verilmeli. Kamuda ücret farkı hat safhada. Buradaki ücret dengesizliği sona erdirilmeli.

5 - Emekiler: En düşük emekli aylığı asgari ücret seviyesinde olmalı. Milyonlarca emekli, asgari ücretin çok altında aylık alıyor. Emekli aylıkları hesaplanırken büyüme tümüyle hesaba katılmalıdır.

6 - Sendikal örgütlenmenin önündeki hakların kaldırılması: Mevzuatımızda yer alan düzenlemelere rağmen sendika üyesi olan işçilerin topluca işten çıkarılmasının önüne geçilmelidir. Toplu sözleşmeden faydalanma oranı giderek düşmekte ve özel sektörde bu oran yüzde 5'e kadar düşmektedir.

7 - 696 KHK'nin kapsamı dışındaki taşeron işçiler derhal kadroya alınmalıdır. Bu işçilerin sürekli kadroya geçirilmesi ve kamuda taşeron işçi statüsüne son verilmelidir.

8 - Tasarruuf tedbirleri gerekçesiyle çalışanların hakları aşındırılmasın. Tasarruf adı altında işçinin emeğinin karşılığı olarak hak ettiği ücretten kesintiye gidilmesi ve sosyal haklarının azaltılması kabul edilemez.

9 - İnsan onuruna yakışan bir çalışma için mesleki hastalıkları azaltan ve çalışma şartlarını iyileştiren bir sistem yaratılmalıdır.

10 - Çalışma hayatında ayrımcılık son bulmalıdır.

Kaynak: Haber Merkezi