Kayseri Haber / AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı, Kayseri’nin tarihsel hafızasına ışık tutan paylaşımlarına bir yenisini daha ekledi. Cıngı, bu kez Kayseri’den Dersaadet’e uzanan ve “mutluluğa açılan kapı” olarak tanımlanan hattı gündeme getirerek, geçmişte şehrin nasıl bir lobi geleneği oluşturduğunu anlattı.

Osmanlı döneminde Kayseri’nin yalnızca bağlı bulunduğu eyalet merkezleriyle değil, imparatorluğun kalbi olan İstanbul’la da güçlü ve süreklilik arz eden bir ilişki içinde olduğunu vurgulayan Cıngı, bu bağın hem ekonomik hem de idari boyutları olduğuna dikkat çekti. Kayseri’nin üretim gücü ve ticari kapasitesi, merkeze yakın olmayı zorunlu kılan temel unsurlar arasında yer alıyordu.

Bakan Hakan Fidan Kayseri’ye geliyor!
Bakan Hakan Fidan Kayseri’ye geliyor!
İçeriği Görüntüle

Ticaret yollarının kesişim noktasında bulunan Kayseri, aynı zamanda imparatorluğun askeri ihtiyaçları açısından da stratejik bir konuma sahipti. Şehir çevresindeki dağlık alanlardan çıkarılan güherçile, Osmanlı ordusunun en önemli hammaddelerinden biri olarak öne çıkıyordu. Bu mineral, aşiretlerden temin edilen deve kervanlarıyla uzun bir yolculuğun ardından İstanbul’a ulaştırılıyor ve burada Tophane-i Âmire’de barut haline getiriliyordu. Devletin düzenli tuttuğu mali kayıtlarda, Kayseri’den gönderilen güherçile miktarları ve bu sevkiyat için yapılan harcamalar açıkça yer alıyordu.

Cıngı’nın aktardığına göre Kayseri’nin İstanbul’la ilişkisi yalnızca üretim ve sevkiyatla sınırlı değildi. Şehirde çözüme ihtiyaç duyulan bir mesele ortaya çıktığında, Kayseri’nin ileri gelenleri bir araya gelerek şehri temsilen merkeze gidecek heyeti belirliyordu. Bu heyet, sorunları ve talepleri doğrudan devletin merkezine iletmekle görevliydi. Yolculuk ve konaklama gibi tüm masraflar ise şehir bütçesinden karşılanıyordu. Bu uygulama, günümüz anlayışıyla değerlendirildiğinde, Kayseri’nin erken dönem bir “lobi faaliyeti” yürüttüğünü ortaya koyuyor.

Nitekim 1834 yılına ait bir kayıtta, İstanbul’a gönderilen ağalara 1300 kuruş harcırah verildiğinin belirtilmesi, taşra ile merkez arasındaki bu düzenli iletişimin somut belgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu durum, Kayseri’nin kendi meselelerini sahiplenen ve çözüm için doğrudan merkeze ulaşabilen bir şehir refleksi geliştirdiğini gösteriyor.

Kayseri’den Dersaadet’e uzanan bu hat; dağlardan çıkarılan bir mineralin baruta dönüşmesiyle, şehrin eşrafının gerektiğinde devletin kapısını çalması arasında kurulan güçlü bir bağ anlamı taşıyor. Murat Cahid Cıngı’ya göre, yüzyıllar boyunca süren bu temas geleneği, bugün Kayseri’nin sahip olduğu güçlü ekonomik yapı ve idari bilinç üzerinde hâlâ etkisini sürdürüyor.

Kaynak: Süleyman Savranlar