Kayseri Haber Avrupa ülkelerinde yaşayan milyonlarca Türk’ün yalnızca bireysel sorunlarla değil; asimilasyon, kimlik erozyonu, aidiyet duygusunun zayıflaması ve kurumsal sahipsizlik gibi uzun vadeli risklerle de karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Hızar, mevcut dağınık yapıların bu sorunlara bütüncül çözümler üretmekte yetersiz kaldığını vurguladı.

“Diaspora stratejik bir güçtür”

Avrupa’daki Türk toplumunun Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve diplomatik gücünün doğal bir uzantısı olduğunu ifade eden Ali Hızar, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu büyük potansiyel yeterince sahiplenilmezse, nesiller içerisinde Türkiye ile bağları zayıflayan, kimliğini kaybeden bir kitleyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle Avrupalı Türkler ve Göçmenler Bakanlığı, gecikmiş ancak hayati bir adımdır.”

“Kaybetmemek, korumak ve güçlendirmek”

Kurulması önerilen bakanlığın temel amacının, Avrupa’daki Türkleri yalnızca yurt dışında yaşayan vatandaşlar olarak değil, stratejik bir diaspora gücü olarak ele almak olması gerektiğini vurgulayan Hızar, şu başlıklara dikkat çekti:

Avrupa’daki Türklerin hukuki, sosyal ve ekonomik haklarının tek merkezden takip edilmesi

Irkçılık, ayrımcılık ve İslamofobiye karşı daha güçlü ve organize bir devlet refleksi geliştirilmesi

Eğitim alanında ana dil, kültür ve tarih bağlarının nesiller boyunca korunması

Gençlerin Türkiye ile bağlarını koparmadan Avrupa’da başarılı bireyler olarak yetişmesini sağlayacak burs, staj ve kariyer programlarının artırılması

2026’da kamuda 1.573 engelli istihdamı müjdesi
2026’da kamuda 1.573 engelli istihdamı müjdesi
İçeriği Görüntüle

Sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasıyla koordineli, sahaya dokunan ve kalıcı hizmet modellerinin hayata geçirilmesi

“Hizmet götürmezsek, bağ zayıflar”

AKİB Genel Başkanı Ali Hızar, Avrupa’daki Türklerin devletten yeterli hizmet ve ilgi görmemesi durumunda bu kitlenin zamanla farklı siyasi ve kültürel merkezlerin etkisine açık hale geleceği uyarısında bulunarak şunları söyledi:

“Bağlılık yalnızca söylemle değil, hizmetle güçlenir. Vatandaşımıza eğitimde, hukuki destekte, ekonomik iş birliklerinde ve sosyal hayatta dokunamazsak bu bağı korumamız mümkün olmaz. Bu nedenle kurulacak bir bakanlık, yalnızca idari değil, aynı zamanda stratejik bir yatırımdır.”

Devlete yol gösterici bir çağrı

Bu önerinin bir eleştiri değil, yapıcı ve yol gösterici bir devlet tavsiyesi olduğunu vurgulayan Hızar, “7,2 milyonluk Avrupa Türkü, doğru politikalarla Türkiye’nin en güçlü yumuşak gücü olabilir. Bu potansiyeli korumak ve geliştirmek hepimizin sorumluluğudur” dedi.

Ali Hızar, Avrupalı Türkler ve Göçmenler Bakanlığı’nın kurulmasının hem Avrupa’daki vatandaşların daha kaliteli ve eşit hizmet almasını sağlayacağını hem de Türkiye’nin diaspora politikasında yeni bir vizyonun kapısını aralayacağını sözlerine ekledi.

Kaynak: İHA