Önümde 100 küsur sayfalık bir "itirafname" duruyor. Erciyes Üniversitesi ve MÜSİAD Kayseri tarafından hazırlanan KAŞE (Kayseri Şehir Endeksleri) Projesi Faz-1 Raporu. Yıllardır "Kayseri Modeli Belediyecilik" ve "Üretim Üssü Kayseri" sloganlarıyla parlatılan vitrinin arkasındaki o tozlu, yorgun ve yapısal olarak çökmeye başlamış gerçekliği rakamlar suratımıza tokat gibi çarpıyor.

Bu rapor, sadece ekonomik bir veri seti değil; bir şehrin nasıl vizyonsuzluğa kurban edildiğinin, nasıl "mış gibi" yaparak lig düştüğünün bilimsel belgesidir.

Devler Liginden Düşüş: 11’den 14’e!

Raporun en trajik, en kaçılamaz verisi GSYH (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla) sıralamasıdır. Bakınız, 2000 yılında bu kadim şehir, Türkiye’nin en büyük 11. ekonomisiydi. O günlerde altımızda olan Gaziantep 15., Tekirdağ 13. sıradaydı.

Peki, 24 yıl sonra bugün ne durumdayız? Kayseri 14. sıraya gerilemiş durumda. Biz yerimizde sayarken Gaziantep vites artırıp 10. sıraya yerleşti; Tekirdağ bizi geçti, Hatay bizi geçti. Şehri yönetenler devasa tabelalarla "Vizyon Projeleri" tanıtıp kurdele keserken, Kayseri ulusal ekonomideki ağırlığını kaybetti. Biz büyümedik beyler, biz sadece kalabalıklaştık ve rakiplerimizin tozunu yuttuk!

2. Sanayide 'Amelik' Dönemi: Üretiyoruz Ama Kazanamıyoruz

Raporda sanayimizle övünüldüğünü, mobilya ve elektrikli cihazlarda Türkiye lideri olduğumuzu görüyorsunuz. Ancak madalyonun arkası zifiri karanlık. Rapor açıkça söylüyor: Kayseri sanayisi "Orta Gelir Tuzağı"nın tam ortasına saplanmıştır. * Düşük Katma Değer: Çok üretiyoruz ama düşük kâr marjlarıyla "fasoncu" mantığıyla çalışıyoruz.

Finansal Çıkmaz: İmalat sektöründe alacak tahsilat süreleri verimsiz, nakit akışı bozuk. Şirketler borçla borç kapatıyor. Kayseri sanayicisi "akıl teri" yerine "alın teri" dökerek devlerle yarışmaya çalışıyor. Şehir yönetimi, sanayiciyi düşük kâr marjlı fason üretimden kurtaracak o yüksek teknoloji ve markalaşma ekosistemini neden kuramadı? Neden Kayseri hâlâ "ucuz iş gücü" ve "taklit üretim" kıskacında?

3. Sosyal İflas: Her İki Kişiden Biri Evde Oturuyor!

Ekonomik veriler can yakıyor ama sosyal göstergeler daha da vahim. Kayseri’de işgücüne katılım oranı sadece %50. Bu, bir şehrin intiharıdır. Şehirdeki her iki kişiden biri üretim sürecinin tamamen dışında. Gençler işsiz, kadınlar ekonomiden kopuk, nitelikli beyinler ise ilk fırsatta şehri terk ediyor. "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturunu dilinden düşürmeyenler, bu şehrin insan kaynağının yarısının neden "atıl" kaldığını, neden "beyin göçü" verdiğimizi açıklamak zorundalar.

4. Belediyecilik mi, Göz Boyama mı?

Belediye Başkanımızın raporun ön sözünde yer alan "Yerinde saymak aslında geriye düşmektir" tespiti ne kadar doğruysa, icraatları o kadar bu tespitle çelişiyor. Sayın Başkan, raylı sistem hattını uzatmakla veya yeni bir park açmakla Kayseri’yi ekonomik olarak bir üst lige taşıyamazsınız! Kayseri’nin sorunu asfalt veya bordür taşı değildir; Kayseri’nin sorunu "İşletim Sisteminin Güncellenmesi" zorunluluğudur. Şehir yönetimi, dijital dönüşümü ve yüksek katma değerli üretimi destekleyen bir "Akl-ı Selim" vizyonu yerine, günü kurtaran makyaj projelerle vakit kaybediyor.

Bu Karne Sizin!

KAŞE Raporu, Kayseri için bir başarı hikâyesi değil, bir "Alarm Çanı"dır. Rakamlar ortada, gerileme tescilli, yoksullaşma kapıda. Bu rapor, şehri yönetenlerin önüne bilimsel bir "yüzleşme aynası" koymuştur. Bu ayna; parıltılı reklamların, şaşaalı açılışların arkasındaki yapısal çürümeyi net bir şekilde gösteriyor.

Kayseri’nin yönetenleri; bu rapor sizin karne notunuzdur. Ve maalesef, sınıfta kaldınız! Eğer bugün bu verilerle samimiyetle yüzleşilmez, "mış gibi" yapmaya devam edilirse; bir sonraki raporda 14. sırayı bile mumla arar, Anadolu’nun sıradan bir taşra kasabası olma yolunda emin adımlarla ilerleriz.

Kayseri halkı bu vizyonsuzluğu, bu gerilemeyi hak etmiyor. Artık mazeret değil, marifet zamanıdır!