Bilindiği üzere enflasyonun etkisiyle birlikte toprak yatırımları tekrar öne çıkarken, uzmanlar her iki seçeneğin de kendine özgü avantajları olduğuna dikkat çekiyor.
Arsa imar avantajıyla öne çıkıyor
Uzman açıklamalarına göre arsa yatırımlarında en kritik unsur, imar durumu. Bu noktada imarlı bir arsa, üzerine yapı yapılabilmesi nedeniyle genellikle daha hızlı değer kazanıyor. Buna ek olarak altyapısı tamamlanan bölgelerdeki arsalar, talebin artmasıyla kısa sürede yüksek prim sağlayabiliyor. Ancak imar planlarında yapılacak değişiklikler, bazen yatırımcı açısından belirsizlik oluşturabiliyor.
Tarla uzun vadede güçlü bir seçenek
Tarlalar ise imarsız oldukları için başlangıç maliyeti düşük olsa da uzun vadede önemli kazançlar sağlayabiliyor. Değinildiği üzere tarım arazilerinin özellikle büyükşehirlerin çevresinde yer alması durumunda, zaman içinde imara açılma ihtimali bulunuyor. Bu durum yaşanırken fiyatlar ciddi oranda yükselebiliyor. Bazı yatırımcılar, düşük vergi giderleri ve geniş metrekare seçenekleri nedeniyle tarlayı daha mantıklı buluyor.
Riskler farklı, getiriler farklı
Bu noktada uzmanlar, arsa yatırımlarında hukuki sürecin ve belediye planlarının dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguluyor. Tarla yatırımlarında ise toprak kalitesi, konum ve bölgesel gelişim projeleri kilit önem taşıyor. Belirtildiği gibi her iki seçenek de doğru analiz yapılmadığında yatırımcıyı zarara uğratabiliyor.

Uzmanların ortak tavsiyesi: Araştırmadan adım atmayın
Uzmanlar, yatırımcıların bütçelerine, beklentilerine ve bölgesel gelişim planlarına göre hareket etmesinin en sağlıklı yol olduğunu ifade ediyor. Arsa kısa vadede hızlı prim hedefleyenler için daha uygun görünürken, tarla uzun vadeli ve düşük maliyetli yatırım arayanlar için cazibesini koruyor.

Gayrimenkul piyasasının dalgalı seyrinin sürdüğü bu dönemde, yatırımcıların atacakları adımların gelecekteki kazançlarını belirleyeceği anlatılıyor. Bu konunun devamı ise bölgesel projeler ve yeni imar düzenlemeleriyle daha da şekillenecek.



