Ülke gündemi artık baş döndürücü bir hızda akıyor. Sabah başka bir krizle uyanıyor, akşam bambaşka bir tartışmayla günü kapatıyoruz. Ekonomi konuşuluyor, siyaset konuşuluyor, adalet konuşuluyor… Ama en çok konuşulan şey, belirsizlik.
Vatandaşın gündemi ise aslında çok daha sade: Geçim derdi. Ev kirası, market fiyatı, faturalar… İnsanlar büyük ideolojik tartışmalardan önce hayatın temel dengelerini kurmak istiyor. Cebini, yarınını, çocuğunun geleceğini düşünüyor.
Toplumda hissedilen en büyük eksiklik belki de “güven.” Kurumlara güven, sisteme güven, yarına güven… Çünkü ekonomik dalgalanmalar kadar yıpratıcı olan şey, öngörememek. İnsan plan yapamaz hale gelirse, umut da zayıflıyor.
Sosyal medyada her gün yeni bir öfke dalgası yükseliyor. Ama öfkenin yerini sağduyu almadıkça çözüm üretmek zorlaşıyor. Gürültü artıyor, netlik azalıyor.
Oysa toplumun ihtiyacı bağıran sesler değil; sakin, kararlı ve çözüm odaklı bir irade. İnsanlar mucize beklemiyor. Sadece istikrar ve adalet duygusunun yeniden güçlenmesini istiyor.
Belki de artık herkesin aynı soruyu sorması gerekiyor: Tartışıyor muyuz, yoksa gerçekten çözüm arıyor muyuz?