İdealize edilen profillere uyum sağlamaya çalışırken kendi benliğimizden çokça uzaklaşıyoruz. Hayal panosu ve gerçekler arasındaki farkı, eklediğimiz fotoğraflar değil gösterdiğimiz cesaret belirliyor.
Son günlerde sosyal medya keşfetlerimiz rengarenk hayal panoları “vision boards”, ritüeller ve evrene mesaj gönderme ve manifest videolarıyla dolu. İstediğimiz hayatı bir kağıda çizince ya da her sabah olumlamalar yapınca kapımızın çalınacağını düşünmek bizi mutlu ediyor.
Vision Board’a seçip koyduğumuz lüks evler, fit vücutlar, kusursuz görüntüler..
Gerçekten kendi hayal ettiğimiz, gerçekleşmesi için çabaladığımız şeyler mi? Yoksa bilinçaltımıza işleyen sosyal medyanın bizde oluşturduğu algının ürünü mü? Kendi benliğimizden, evetlerimizden ve hayırlarımızdan uzaklaşarak ideal olarak gösterilen tek bir profile uyum mu sağlamaya çalışıyoruz? Soruları bir yanda dururken, birde hayal ettiğimiz şeyler için gösterdiğimiz çaba da bir yanda duruyor.
Belki bir yazar olmayı hayal ediyoruz ama defteri kalemi alıp yazma cesaretini göstermiyoruz. Panoya koyduğumuz fit bir vücudun hayalini kurarız ama spora gitmek, sağlıklı beslenmek adına bir şey yapmayız.
Biz aslında o kişi olmanın getirdiği sonucu seviyoruz, ama o kişi olmanın gerektirdiği sürece pek tahammülümüz yok.
Bu yöntemler sanki süreci yaşamadan sonuca ulaşmanızı sağlıyor gibi gözükse de, evren bizim hareketlerimize göre şekillenir. Hayalimize ilerlememiz için gerekli olan şey, hayalimiz ve yaptıklarımızdaki farkın arasında uçurumların olmamasıdır.