Çocukken büyümek bir ödül gibiydi. Özgürlük demekti. Geç saatlere kadar dışarıda kalmak, kendi paranı kazanmak, kimseye hesap vermemek demekti.

Bize hep büyüyünce her şeyin daha güzel olacağı söylendi. O yüzden acele ettik. Çocukluk çabuk geçsin istedik.

Ama büyümek pek sandığımız gibi çıkmadı, açık konuşalım.

Çocukken dünya küçüktü. Mahalle kadar, okul kadar, aile kadar. Sorunlar da o kadardı, daha fazlası değil. Bir arkadaşın küsebilirdi, öğretmen kızabilirdi, sınavdan düşük alabilirdin. Üzülürdün ama hayatın tamamı o değildi.

Şimdi ise her şey daha büyük.
Kararlar daha ağır.
Yanlışların bedeli daha gerçek.

Bir meslek seçiyorsun, yıllarını etkiliyor. Bir ilişkiye başlıyorsun, kalbini riske atıyorsun. Bir şehir değiştiriyorsun, hayatın yönü de değişiyor. Çocukken yaptığın hatalar deneyimdi. Şimdi yaptığın hatalar yük gibi. Küçükken vazgeçtiğimiz hayallerle şimdi vazgeçtiğimiz hayaller araya kocaman bir uçurum koyuyor.

En zoru da şu: Artık kimse seni korumuyor.
Düştüğünde kendin kalkman gerekiyor.

Büyümenin özgürlük sanıldığı evreden aslında sorumluluk olduğunu anladığın o evreye sert bir geçiş yapınca, anlıyor insan aslında belki de büyümek o kadar heyecanla beklenecek bir şey değildi.. Kimse, özgürlükle birlikte gelen yalnızlığı söylemedi. Kimse, bazı hayallerin zamanla sessizce küçüleceğini anlatmadı.

Bir zamanlar “hayalim” dediğimiz bizi heyecanlandıran şeyler, artık “gerçekçi olmalıyım” cümlesine yenildi. İçimizdeki o gözü kara çocuk, yerini her şeyi hesaplamak zorunda olan bir yetişkine bıraktı. Artık alman gereken bir eşya için ve hatta bir insanı severken bile hesaplamalar yapman gerekiyor.

Bilmiyorum belki büyümek o kadar kötü değil. Ve tabii gerekli.

Ama çocukluk kadar hafif değil.

Buna güçlenmek mi denir yoksa zayıflık mı bilmiyorum ama insan büyüdükçe öğreniyor kabullenmeyi. Her şeyi yapamayacağını, herkesi mutlu edemeyeceğini, her hayalin gerçekleşmeyeceğini.

Ve galiba büyümek tam da bu, hayalleri yeniden tanımlamak.

Yine de bazen insan, hiçbir şey düşünmeden koşabildiği o günleri özlüyor.