Kayseri Haber / Son dönemde sosyal medyada paylaşılan görüntüler ve mesajlar, gençler arasında şiddetin nasıl sıradanlaştırıldığını bir kez daha gözler önüne serdi. Silahlarla verilen pozlar, tehdit içeren ifadeler, “en tehlikeli benim” söylemleri ve suçla övünür gibi yapılan paylaşımlar, yalnızca dijital bir akım değil; toplumun geleceğini tehdit eden derin bir sorunun yansıması olarak değerlendiriliyor.

Özellikle genç yaşlardaki kullanıcıların sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlarda, şiddetin bir güç gösterisi olarak sunulması dikkat çekiyor. Kimi görüntülerde silah benzeri nesnelerle poz verildiği, kimi paylaşımlarda ise açık tehdit ifadeleri kullanıldığı görülüyor. Bu içeriklerin, kısa sürede binlerce kişi tarafından izlenmesi ve beğeni alması, tehlikenin boyutunu daha da büyütüyor.

Bazı paylaşımlarda gençlerin, sevgililerini ya da arkadaş çevrelerini şiddetle ilişkilendirerek bir tür “üstünlük yarışı” içine girdiği, suç ve ceza kavramlarını hafife alan bir dil kullandığı görülüyor. Uzmanlara göre bu durum, akran zorbalığını besleyen ve gençleri geri dönüşü olmayan sonuçlara sürükleyebilen ciddi bir risk oluşturuyor.

Atlas Cinayeti Sadece Bir Suç Değil Resmen Akım Haline Geldi! (5)Atlas Cinayeti: Bir Paylaşım Değil, Bir Toplumsal Alarm

Bu tartışmaların gölgesinde, kamuoyuna yansıyan Atlas’ın öldürülmesi olayı, sosyal medyada büyüyen şiddet kültürünün en acı örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı. Atlas’ın hunharca öldürülmesi, sadece bir adli vaka değil; gençlerin maruz kaldığı dijital baskının, şiddeti normalleştiren dilin ve kontrolsüz içeriklerin nelere yol açabileceğini gösteren sarsıcı bir tablo olarak değerlendiriliyor.

Atlas cinayeti, sosyal medya üzerinden yayılan tehdit dili, zorbalık ve şiddet özentisinin gerçek hayatta nasıl yıkıcı sonuçlara dönüşebileceğini bir kez daha ortaya koydu. Uzmanlar, bu tür olayların münferit değil, uzun süredir büyüyen bir toplumsal sorunun sonucu olduğuna dikkat çekiyor.

“Çocuklarımız Gerçekten Bizim mi?”

Kayseri Aile Platformu Başkanı Ahmet Avanlıer, şiddet, akran zorbalığı ve sosyal medyanın gençler üzerindeki etkileri hakkında yaptığı açıklamada çarpıcı ifadeler kullandı. Avanlıer, yaşanan acı olayların tesadüf olmadığını vurgulayarak şu sözleri dile getirdi:

“Son günlerde kamuoyuna yansıyan Atlas’ın hunharca öldürülmesi ve sosyal medyada neredeyse sıradanlaşır hale gelen genç intiharları, şiddet ve akran zorbalığı haberleri hepimizin yüreğini dağlamaktadır. Bu acı olaylar münferit değil, göz göre göre büyüyen derin bir toplumsal yaraya işaret etmektedir.”

Avanlıer, ailelerin ve toplumun kendisine sorması gereken temel sorunun altını çizerek şöyle devam etti:

Bakan Tekin’den muhalefete: İstanbul’un parası fuhuşa harcanıyor
Bakan Tekin’den muhalefete: İstanbul’un parası fuhuşa harcanıyor
İçeriği Görüntüle

“Bugün sormamız gereken soru şudur: Çocuklarımız gerçekten bizim mi?

Yoksa onları; denetimsiz, sınırsız ve çoğu zaman ahlaki hiçbir filtreden geçmeyen dijital mecralara mı teslim ettik?”

Atlas Cinayeti Sadece Bir Suç Değil Resmen Akım Haline Geldi! (6)“Şiddet Normalleşiyor, Ölüm Romantize Ediliyor”

Sosyal medyanın gençler üzerindeki etkisine dikkat çeken Avanlıer, dijital mecraların artık gençlerin kimlik dünyasını şekillendirdiğini ifade etti. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Sosyal medya, gençlerimizin dünyasını şekillendiren en güçlü aktör haline gelmiştir. Kimlik arayışındaki çocuklarımız; şiddeti normalleştiren içeriklerle, ölüm ve intiharı romantize eden paylaşımlarla, haz odaklı ve sorumsuz yaşam tarzlarını özendiren sanal rol modellerle baş başa bırakılmaktadır.”

Avanlıer, beğeni ve takipçi sayıları üzerinden değer ölçen bir anlayışın yaygınlaştığını belirterek, sanal onay arayışının gençleri tehlikeli bir noktaya sürüklediğini vurguladı.

“Sosyal Medya Sınırsız Bir Özgürlük Alanı Değildir”

Açıklamasında ailelere, eğitimcilere ve karar vericilere de çağrıda bulunan Avanlıer, şu ifadeleri kullandı:

“Çocuklarımızın zihin ve gönül dünyasını; ekranların, algoritmaların ve görünmeyen ellerin insafına bırakamayız. Kayseri Aile Platformu olarak altını çizerek ifade ediyoruz: Sosyal medya, çocuk ve gençler için sınırsız bir özgürlük alanı değil, ciddi riskler barındıran bir alandır.”

Atlas Cinayeti Sadece Bir Suç Değil Resmen Akım Haline Geldi! (3)“Aile Hâlâ En Güçlü Sığınak”

Avanlıer, açıklamasının devamında aile kurumunun önemine dikkat çekerek, yalnızca dijital okuryazarlığın değil, ahlaki ve psikolojik koruyuculuğun da şart olduğunu belirtti:

“Dijital okuryazarlık kadar ahlaki ve psikolojik koruyuculuk da şarttır. Aile, hala en güçlü sığınaktır; ancak ilgiden, ilgisizlikten daha çok yorulan çocuklarımız vardır.”

Yetkililere de çağrıda bulunan Avanlıer, şu sözlerle açıklamasını sürdürdü:

“Yasalar, denetimler ve platform sorumlulukları gecikmeksizin güçlendirilmelidir. Atlas’ın adı, bir istatistik olarak kalmamalıdır. Kaybettiğimiz her çocuk, sadece bir ailenin değil, bütün toplumun kaybıdır.”

Atlas Cinayeti Sadece Bir Suç Değil Resmen Akım Haline Geldi! (4)“Bugün Susarsak Yarın Geç Kalırız”

Topluma ve anne babalara seslenen Avanlıer, açıklamasını şu çağrıyla tamamladı:

“Buradan tüm anne babalara çağrımızdır: Çocuklarımızı sadece doyurmayalım, duyalım. Sadece okutmayalım, dinleyelim. Sadece korumaya çalışmayalım, rehberlik edelim.

Yetkililere çağrımızdır: Çocuklarımızın ruh sağlığını tehdit eden içerikler karşısında daha kararlı, daha hızlı ve daha caydırıcı adımlar atılsın.

Topluma çağrımızdır: Bu mesele bir ‘başkasının çocuğu’ meselesi değildir. Bugün susarsak, yarın hepimiz geç kalmış olacağız. Bir kez daha soruyoruz: Çocuklarımız bizim mi, yoksa ekranların mı?”

Kaynak: Süleyman Savranlar