Kayseri Haber / AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu, açıklamalarının halk tarafından takdir edilmesinin ardında net ve açık bir dil kullanmasının yattığını belirtiyor. Çopuroğlu’nun ifade ettiği gibi, günümüz siyasetinde, halka hitap eden politikaların artık “uzun ve ağdalı cümlelerle” değil, doğrudan ve anlaşılır bir dil ile yapılması gerektiği giderek daha fazla kabul görmeye başlıyor. Çopuroğlu’nun bu yeni tarzı, özellikle gençlerin daha kısa, doğrudan ve net açıklamalara olan ilgisini de gözler önüne seriyor. Ayrıca, Çopuroğlu’nun konuşmasında kendisinin ve ekibinin halkla her zaman iç içe olduğunu vurgulaması, siyasetin sadece ekranlardan ya da ofislerden yapılmadığını, sokakta halkla olmak gerektiğini hatırlatıyor.
“Şimdi mecliste çok ses getirdi bu olay. Nasıl mecliste çok ses getirdi? Biz bunu yolda paylaştık. Sonuçta hem Kayseri'de hem de farklı yerlerde bizi takip ettiklerini gördük. Çok takdir aldık. Yani orijinal, değişik bir yaklaşım dediler. Çünkü insanlar artık şunu istemiyorlar. Uzun uzadıya ağdalı cümlelerle açıklama yapmanızı kimse istemiyor. Milletin istediği, benim düşüncemi net olarak söyle. Net. Bunu biz ilk defa da yapmıyoruz. Daha önce de yaptık. Özellikle Kayseri’ye Özgür Özel geldiğinde durup dururken sataştı. Niye sataşıyorsun bize, git başkasıyla uğraş. Kayseri’de yapma bu işi. Bunlar halkın içine çıkıyorlar mı? Yani açık ve net olarak söyleyeyim, her kuşun eti yenmez. Halkın içine çıkıyorlar mı? Biz çıkıyoruz dememizin bir anlamı yok ki. Fotoğraf ve videoyla gösteriyoruz. Bak çıktık, çıkıyoruz” İfadelerine yer verdi.
Bu açıklamada Çopuroğlu, halkla iletişimde şeffaflık ve doğruluk üzerinde duruyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik eleştirilerinde, siyasi rakiplerinin halkla olan ilişkisini sorgularken, kendisinin halkla olan ilişkisini fotoğraf ve videolarla ispat ettiğini vurguluyor. Çopuroğlu’nun söylediği “Her kuşun eti yenmez” ifadesi ise, halkın her sözünü kabul etmediğini ve siyasetçilerin halkın önüne çıkmalarının önemini anlatıyor. Ayrıca, kayseri gibi yerel bir bağlamda siyaset yapmanın da altını çiziyor. Bu, yerel siyasetçilerin halkla daha iç içe olması gerektiğini ifade eden güçlü bir mesaj.
“Dolayısıyla bu işlerde bizim bir açıkçası olayı anlatma şeklimiz bize göre inovatif, değişik. Bir başkası da çıkar, elinden mikrofonu alır, açıklama yapabilir mi? Elbette yapar ama bu tür açıklama hafızada yer ediyor” şeklinde konuştu.
Çopuroğlu'nun bu açıklaması, sıradan siyasi açıklamaların ne kadar kısa sürede unutulabileceğini, ancak onun tarzının hafızalarda kalıcı olacağını belirtiyor. “İnovatif” yaklaşımını ön plana çıkararak, daha önceki politikacıların geleneksel açıklama yöntemlerinden farklı olarak halkın ilgisini çekmeye çalıştığını söylüyor. Bu bakış açısı, siyasetin yeni bir çağda halkla iletişim kurma biçiminde ne kadar önemli bir değişim yaşandığını ortaya koyuyor. Çopuroğlu’nun bu açıklamaları, sadece politikadan çok, bir kültürel değişim çağrısı da yapıyor.
“Bundan sonra bir iki daha açıklamamız var. 'Yavaş' dediğimize kızıyorlar ya. Onlarla ilgili daha değişik bir açıklamamız olabilir. Ama gününün saatini bekliyoruz. Önümüzdeki süreçte benzer uygulamaları farklı tonlarda yapacağız. Bir hakaret etmeden çünkü karşıdaki de Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı. Eğer hakaret ederseniz yani adama en azından en hafifinden yanlış yapılmış olur. Ama yapmadığı, yanlış yaptığı işleri de alnının ortasına ortasına söylemek lazım” dedi
Çopuroğlu, eleştirilerini kişiselleştirmeden, hakaret etmeden yapmaya özen gösterdiğini vurguluyor. Bu, siyasette eleştiri yaparken bile saygılı bir dil kullanmanın önemini anlatıyor. Çopuroğlu'nun bu yaklaşımı, onun hem mizahi hem de yapıcı bir tarzla eleştiride bulunduğunu gösteriyor. Bu tür bir dil, siyasi atmosferi gerginleştirmektense, kamuoyunun doğruyu görmesini sağlama amacını taşıyor.
“Bizim hesabımızın altına yorum yazıyor vatandaş. Diyor ki işte 'işine bak' işte Kayseri'deki işine bak Ankara'da ne işin var. Eğri oturup doğru konuşalım. Biz bir şey söyleyeceksek o zaman doğduğumuz mahalledeki muhtara mı laf söyleyelim yani? Ben Sahabiye'de doğdum. Sahabiye mahallesinin dışında hiç kimseye bir şey söylemeyelim mi yani? Oranın dışına çıkmayalım mı? Biz çıkarız, gerekirse İzmir'de laf söyleriz, İstanbul'a da söyleriz. Biz burada muhtarlık seçime katılmadık! Milletvekili seçimine katıldık” ifadelerine yer verdi.
Çopuroğlu burada bir tür “yerellik” ve “ulusallık” arasında denge kuruyor. Kayseri'den çıkarak tüm Türkiye’ye konuşma hakkını kendinde görüyor. “Muhtarlık seçimine katılmadık” diyerek, kendi siyasi konumunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu açıklama, siyasetin sadece yerel düzeyde değil, ülke genelinde etkili olma kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan önemli bir mesaj. Bu yaklaşım, yerel halkla doğrudan ilişki kurma gerekliliğini unutmadan, genel siyasi stratejisini belirleme arzusunu ortaya koyuyor.
“Tabii bu şekilde cevap vermemiz doğru olmayacağı için ona uygun lisanla izah ediyoruz. Ama bu işin temelinde şu var üslup. Yaptığımız işin karşılığını da alıyoruz. Birçok tebrik mesajı aldık. Mesela bir adam bize bir konuda haksızda olsa bir eleştiride bulunmuş. Yorum yapabilir problem yok. Ayrıca önümüzdeki seçim döneminde 5 milyonu aşkın genç ilk defa oy kullanacak. Bizlerde gençlere hitap edecek tarzda çalışmalar yapıyoruz. Gençler öyle uzun uzadıya ağdalı cümleleri sevmiyor. Gençlerin isteği seçmenin isteği belli ‘bize tercüman ol alnına alına söyle’ diyor” şeklinde konuştu.




