Kayseri Haber / Türkiye’de alışveriş merkezlerinin tarihi çoğu zaman cam cepheli yapılar, yürüyen merdivenler ve zincir mağazalar üzerinden anlatılıyor. Bu anlatıda “ilk AVM” unvanı da genellikle 1993 yılında Ankara’da açılan Atakule’ye atfediliyor. Oysa Türkiye’de modern alışveriş merkezi kültürünün temelleri, çok daha erken bir tarihte ve alışılagelmişin tamamen dışında bir mekânda atıldı. Kayseri Yeraltı Çarşısı, 1979 yılında kapılarını açarak Türkiye’nin ilk AVM’lerinden biri olmanın ötesinde, kavramsal olarak bu kültürün gerçek öncüsü haline geldi.
Kayseri Yeraltı Çarşısı’nı farklı ve devrimsel kılan en önemli unsur, yerin yaklaşık 5 metre altında inşa edilmiş olmasıydı. Modern AVM’ler genellikle yükselen yapılarla özdeşleştirilirken, Kayseri’de ticaret adeta toprağın altına taşındı. Bu tercih, sadece mimari bir cesaret değil, aynı zamanda dönemin şehircilik anlayışına meydan okuyan bir vizyondu. Cumhuriyet Meydanı’nın tarihi dokusuna zarar vermeden, trafiği aksatmadan ve şehir merkezinde ticari canlılığı artırarak çözüm üretildi.
Çarşının inşaat süreci 1970’li yılların başında başladı. Uzun ve zahmetli bir mühendislik çalışmasının ardından 1979 yılında resmi olarak açıldı. O dönem Türkiye’de “alışveriş merkezi” kavramı henüz yaygın değilken, Kayseri Yeraltı Çarşısı 180’den fazla dükkânıyla entegre bir ticaret alanı sundu. Bu yönüyle, İstanbul’da 1988’de açılan Galleria’dan tam 9 yıl önce modern AVM mantığını hayata geçirmiş oldu.
Yeraltı Çarşısı’nın dikkat çeken özelliklerinden biri de doğal iklim kontrolüydü. Merkezi ısıtma ve soğutma sistemlerinin henüz yaygınlaşmadığı bir dönemde, yerin altındaki konumu sayesinde yazın serin, kışın ise sıcak bir ortam sağladı. Kayseri’nin sert ve dondurucu kışlarında bile ziyaretçilerin paltolarını çıkardığı bu doğal sıcaklık, çarşının efsaneleri arasına girdi. Bu özellik, mekânın sadece bir alışveriş alanı değil, aynı zamanda konforlu bir sosyal buluşma noktası olmasını sağladı.
Bugün hâlâ aktif olan Yeraltı Çarşısı, günde on binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor. Ancak burayı özel kılan yalnızca ziyaretçi sayısı ya da dükkân kapasitesi değil. İçerisindeki mescit, berber ve geleneksel esnaf yapısıyla çarşı, yaşayan bir “yeraltı şehri” ekosistemi sunuyor. Burada alışveriş, yalnızca ürün alıp satmaktan ibaret değil; pazarlık kültürü, yüz yüze iletişim ve güven ilişkisi hâlâ merkezde yer alıyor.
Kayseri Yeraltı Çarşısı’na ilk kez girenlerin yaşadığı “labirent etkisi” ise mekânın yazılı olmayan kurallarından biri olarak biliniyor. Hangi kapıdan girildiğini unutmak, defalarca aynı dükkânın önünden geçmek bu deneyimin doğal bir parçası. Bu karmaşık yapı, zamanla çarşının kimliğine dönüşmüş durumda.
Aynı zamanda bu çarşı, Kayseri’nin ticaret kültürünün adeta bir okulu niteliğinde. Bugün Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarını yöneten birçok ailenin ticaretle ilk tanıştığı yer olarak görülüyor. Esnaf kültürü, girişimcilik refleksi ve pazarlık becerisi burada kuşaktan kuşağa aktarılıyor.
Türkiye’de ilk AVM denildiğinde akla Atakule gelse de, modern alışveriş merkezi anlayışının temelleri çok daha önce Kayseri’de atıldı. Kayseri Yeraltı Çarşısı, mimarisi, şehircilik vizyonu ve ticari kültürüyle Türkiye’nin alışveriş tarihinde özel ve öncü bir yere sahip olmaya devam ediyor.



