Ankara Batı 3’üncü Aile Mahkemesi’nde görülen davada, taraflar evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı iddiasıyla karşılıklı boşanma davası açtı. Erkek eş; kadının kendi ailesine soğuk davrandığını, onları evden kovduğunu, ev işlerini ihmal ettiğini, aşırı kıskanç tavırlar sergilediğini ve zaman zaman evi terk etmeye zorladığını ileri sürdü. Kadın ise eşinin kendisine hakaret ettiğini, eve geç saatlerde geldiğini ve bu nedenle evlilik birliğinin çekilmez hale geldiğini savunarak boşanmanın yanı sıra maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası talep etti.

Maduro’nun fotoğrafı eşofman satışlarını patlattı
Maduro’nun fotoğrafı eşofman satışlarını patlattı
İçeriği Görüntüle

Yerel mahkeme, tarafların boşanmalarına karar verirken, boşanmaya sebep olan olaylarda kadını ağır kusurlu buldu. Bu gerekçeyle kadının tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri reddedildi. Karar istinaf incelemesinden de geçerek onandı.

Dosyanın temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi, kadına kusur olarak yüklenen davranışlara ilişkin tanık beyanlarını değerlendirdi. Yargıtay, bu olayların ardından evlilik birliğinin bir süre daha devam ettiğine dikkat çekerek, söz konusu davranışların affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı sonucuna vardı. Bu nedenle, affedilen olaylardan kusur çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu belirtildi.

Yüksek Mahkeme, dosya kapsamındaki delillere göre kadının eşine hakaret etmesi nedeniyle hafif kusurlu, erkeğin ise kadına hakaret etmesi ve eve geç saatlerde gelmesi sebebiyle ağır kusurlu sayılması gerektiğini ifade etti. Bu çerçevede, kadının ağır kusurlu kabul edilmesine dayalı kararın hatalı olduğu vurgulandı.

Yargıtay ayrıca, yanlış kusur tespitine bağlı olarak kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddedilmesini de yerinde bulmadı. Erkeğin kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarını zedelediği ve boşanma nedeniyle kadının maddi destekten yoksun kaldığı belirtilerek, kadın lehine uygun miktarda tazminata hükmedilmesi gerektiği kaydedildi. Kadının düzenli bir gelirinin bulunmadığına ve yoksulluk nafakası koşullarının oluştuğuna işaret edilerek, nafaka talebinin reddinin de hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Kaynak: Haber Merkezi