Kayseri Haber - Erciyes Anadolu Holding eski CEO’su Alparslan Baki Ertekin, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Türkiye’den Almanya’ya yönelen yeni nesil göç dalgasına dikkat çekti. Almanya ve Türkiye’nin göç politikalarını ekonomik veriler ışığında karşılaştıran Ertekin, özellikle nitelikli genç iş gücünün Almanya’ya yönelmesini “beyin göçü” olarak değerlendirdi.
Almanya ve Türkiye Ekonomileri Göç Politikalarını Nasıl Etkiliyor?
Ertekin değerlendirmelerinde, Almanya ve Türkiye’nin son yıllardaki ekonomik performanslarının göç politikalarını doğrudan şekillendirdiği vurguladı. Almanya’da yaşlanan nüfus ve sınırlı büyüme rakamlarının göçmenleri ekonomik bir zorunluluk haline getirdiği belirtilirken, Türkiye’de ise göçün daha çok maliyet odaklı bir iş gücü unsuru olarak değerlendirildiğini ifade etti.
'Türkiye'de Son Yıllarda Daha Güçlü Büyüme Performansı Söz Konusu'
Erciyes Anadolu Holding’in eski CEO’su Alparslan Baki Ertekin şu ifadelerini kullandı:
“Almanya’da son birkaç gündür büyük şehirlerde yaptığım görüşmelerde, gündeme sıkça göçmen konusu geliyor. Alman arkadaşlarımla hem Almanya’nın hem Türkiye’nin göç politikalarının ve göçmenlerin ekonomik etkilerinin benzerliklerini ve farklarını konuştuk. Özellikle Almanya ekonomisinin 2023’te yaklaşık %0,3 daralma, 2024’te tekrar yaklaşık %0,2 küçülme ardından 2025’te sınırlı da olsa yaklaşık %0,2 büyüme kaydettiği görülüyor ki bu rakamlar Avrupa Birliğinin %1,1 yıllık büyüme oranının Almanya’nın üzerinde olduğu görülüyor. Türkiye tarafında ise son yıllarda daha güçlü büyüme performansı söz konusu. TÜİK verilerine göre 2023’te büyüme yaklaşık %5,1, 2024’te yaklaşık %3,2 civarında gerçekleşti ve 2025 üçüncü çeyrek verisi yıllık %3,7 civarında büyüme gösterdi. Almanya nüfusu yaşlı. Türkiye’de nüfus yaşlanıyor. Bu durumda göçmen konusunu sosyal olgular dışında ekonomik yönden de değerlendirmek gerekiyor"
'Suriyeli Nüfusun Önemli Bir Bölümü Hâlâ Kayıt Dışı Çalışıyor'
Almanya ve Türkiye arasındaki fark ve benzerlikleri sıralayan Ertekin, "Almanya-Türkiye arasında üç temel fark ve benzerlik öne çıktı. Almanya’da göçmenler doğrudan işgücü piyasasına ve vergi-sosyal güvenlik sistemine entegre edilmeye çalışılıyor; bu durum göçmenlerin prim ödeyen “yeni nesil işgücü” olarak sisteme katkı vermesini sağlıyor. Türkiye’de ise özellikle Suriyeli nüfusun önemli bir bölümü hâlâ kayıt dışı çalışıyor; bunun hem devlet gelirlerine katkısı sınırlı kalıyor hem de Türk işçisine ucuz maliyetli alternatif oldukları için sosyal gerilimi artırıyor" dedi.
Türkiye'de 'Maliyet Avantajı' Vurgusu
Sözlerinin devamında ise Ertekin şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye’de mülteci destek programlarının bir kısmı Avrupa Birliği fonlarıyla sübvanse ediliyor. Almanya’da ise göç ve entegrasyon süreci doğrudan federal sosyal harcamalarla finanse ediliyor ve bu, yaşlanan nüfusun yarattığı yükü hafifletmek için önemli bir bütçe kalemi haline geliyor. Almanya’nın göç politikası büyük ölçüde “nitelikli işgücü açığını kapatma” üzerine odaklanmış durumda. Türkiye’de ise Suriyeli göçmenlerin üretimde daha çok “maliyet avantajı” sağlayan bir işgücü olarak değerlendirildiği görülüyor. Yani Almanya’da göç politikası teknoloji ve yenilik gücünü korumaya hizmet ediyor; Türkiye’de ise üretim maliyetlerini dengelemeye yardımcı oluyor"
'Genç Beyinler Almanya'ya Yöneliyor'
Ertekin gençlerin Almanya'ya yöneldiğine dikkat çekerek, "Bir diğer kritik mesele ise Türkiye’den Almanya’ya olan yeni nesil göç. Eskiden olduğu gibi sadece işçi göçü değil; mimariden bilişime, mühendislikten sağlığa kadar birçok alanda yetişmiş genç beyinler Almanya’ya doğru yöneliyor. Alman şehirlerinde tanıştığım birçok nitelikli profesyonel, burada çalışıyor ya da çalışmayı planlıyor. Bu durum Almanya açısından yaşlanan nüfusun yarattığı işgücü açığını kapatmada önemli bir unsur olarak görülürken; Türkiye açısından beşeri sermaye kaybı olarak değerlendiriliyor. Almanlar bu beyin göçünü ekonomik bir avantaj olarak yorumlarken; Türkiye perspektifinden bakınca bu sadece bir göç meselesi değil, aynı zamanda “en yetenekli insanları kaybetme” sonucu doğuran bir beyin göçü hikâyesi olarak öne çıkıyor” şeklinde konuştu.




