Uzmanlar ne diyor?
Nöroloji alanındaki güncel araştırmalara göre, düzenli yapılan hafif tempolu yürüyüşlerin beynin hafıza, dikkat ve problem çözme gibi bilişsel bölümlerini beslediği belirtiliyor. Bilindiği üzere, beyin dokusu yaşla birlikte doğal olarak küçülme eğilimi gösteriyor. Ancak açıklamalara göre, haftanın çoğu gününde yapılan 20 dakikalık yürüyüşün, bu küçülmeyi yavaşlattığı ve beyin çevresindeki kan akışını artırarak hücreleri yenilenmeye teşvik ettiği ifade ediliyor.
Hangi yaş gruplarında daha etkili?
Değinildiği üzere, araştırmalar özellikle 40 yaş üzerindeki yetişkinlerde sonuçların daha belirgin olduğuna işaret ediyor. Bu yaş grubunda yürüyüşün hem stres hormonlarını azalttığı hem de bilişsel fonksiyonlardaki yıpranmayı yavaşlattığı belirtildi. Bu noktada uzmanlar, yürüyüşün tempodan çok düzenlilik gerektirdiğinin altını çiziyor.
Fiziksel hareket beynin yapısını nasıl etkiliyor?
Belirtildiği gibi yürüyüş sırasında kalp ritmi yükseldiğinde, beyne daha fazla oksijen ve glikoz taşınıyor. Bu durum da nöroplastisite olarak bilinen, beynin kendini yenileme ve uyarlama becerisini destekliyor. Araştırmacılar, düzenli yürüyüş yapan kişilerin beyin taramalarında, hareketsiz kişilere kıyasla daha genç yapısal özellikler gözlendiğini vurguluyor.
Yürüyüş tek başına yeterli mi?
Bu sebeple uzmanlar, yürüyüşün beyin sağlığını olumlu etkilediğini kabul etmekle birlikte bunun tek başına mucizevi bir “gençlik reçetesi” olmadığını hatırlatıyor. Sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve zihinsel aktivitelerle desteklenmediği sürece etkiler sınırlı kalabiliyor. Yine de, çoğu uzmana göre günde 20 dakikalık hareket bile beynin yaşlanma hızını kayda değer biçimde geri çekebilecek bir fark yaratıyor.
Görüldüğü üzere, iddia tamamen bir hayal ürünü değil; ancak sonuçların kalıcı olabilmesi için düzenli bir yaşam rutininin parçası hâline gelmesi gerekiyor. Konu üzerine yapılan yeni araştırmalar ilerledikçe, basit bir yürüyüşün düşündüğümüzden çok daha büyük etkiler taşıdığı daha net anlaşılacak.




