Ankara’da doğup büyüyen ancak aslen Şanlıurfalı olan Melike Tuğçe Karabaşı, üniversiteye başlamasının hemen ardından ödül ile tanıştı. Melike, üniversiteyi çok sevse de Kayseri’yi sevemediğini itiraf etti. Türkiye’de ilk defa Rus Dili Olimpiyatlarının düzenleneceğini duydu ve ezberlediği Sovyet dönemi şarkısıyla çalışmaya başladı. Çalıştıkça şarkının jüriyi etkileyeceğini anladı. Katyuşa neticede bir Sovyet dönemi şarkısıydı. Yetenek dalında birinci oldu. Kampus TV’de Canan Kevser’in hazırlayıp sunduğu Son Durak programına konuk oldu, Rusya’da yayın yapan Rusya’nın sesi radyosuna da telefonla bağlandı. Ben televizyon programına gördüm kendisini. Hemen irtibata geçtim, davet ettim. Ofisimize geldi, sıcak çayımızı içti. Keyifli bir sohbet oldu. Melike birçok ayrıntıdan bahsetti. Tabi bu sohbette renkli kişiliğini de orta koydu. Babasının kendisini desteklemek için gittiğini sandığını gülerek anlattı. ‘Dil okuyan aç kalmaz’ diyerek nükte yaptı. Gelecek hayallerini de bize anlattı. İşte genç Melike’nin muhteşem enerjisi ve güzel sohbeti.
Seni tanıyalım.
İsmim Tuğçe Melike Karabaşı. 19 yaşındayım. Ankaralıyım. Erciyes Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı okuyorum. Geçen yıl hazırlık okudum. Bu yıl ise 1. sınıftayım. Liseyi Aliye Yahşi Kız Meslek Lisesi’nde okudum. Kayseri’de ikinci yılım.
Kayseri’ye alışabildin mi peki?
Hayır. Alışamadım. Kayseri’yi sevemedim. Şehir güzel ama alışamadım.(Gülüyor)
Neden?
Belki Meydanda yaşadığım için olabilir. Talas, Anayurt tarafı daha güzelmiş.
Burada nasıl zaman geçiriyorsun?
Okula gidiyorum. Okul bütün zamanımı alıyor. İkinci öğretim okuduğum için derslerim 3’te başlıyor 8’de bitiyor. Bu nedenle pek bir şey yapmaya zamanım kalmıyor. Bunun dışında yaptığım ekstra bir faaliyet yok. Ama yarışmada ödül aldıktan sonra koroya katılmayı düşünüyorum. Belediye Konservatuarına gitmeyi de düşündüm ders saatime denk geldiği için gidemedim. Bunun dışında farklı bir dil öğrenmek istiyorum ve bunun için çalışıyorum.
Rus dili ve Edebiyatı okuyorsun ancak Meslek Lisesi çıkışlısın. Bu durum seni zorluyor mu?
Grafik ve Fotoğrafçılık bitirdim ancak yeteneğim olmadığı için bir yere giremedim. Yani çizim ile alıyorlar benim de çizim yeteneğim pekiyi değil. Küçüklüğümden beri dile ilgim vardı. Mesela İngilizcem çok iyiydi. Memnundum. Kesinlikle dil ile ilgili bir şeyler yapmak istiyordum. Son sınıfa geçtiğimde babamın karşısına çıktım ve istediklerimi söyledim. Babam beni destekledi ve dil dershanesine yazdırdı. Okul – Staj- Dershane arasında gidip gelmekten çok fazla ders çalışamadım. O nedenle Kayseri’ye geldim.
Yani, daha yüksek bir puan yapmayı planlıyordun.
Tabii ki. Kayseri’yi istemiyordum. Başka bir bölüm tercihi nedeniyle okul da puanımı kırdı. Bunlar nedeniyle Ankara’da yani ailemin yanında üniversite kazanamadım.
Erciyes Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisisin. Bu bölüm ve üniversite hakkında düşüncelerin neler?
Tercihlerimde Kayseri’ye yer vermeden önce burayı iyice araştırdım. Bir önyargım vardı. Araştırmalarım sonrası fakültenin ne kadar başarılı olduğunu gördüm ve önyargılarımı yıktım. Birde şehrin çok düzenli olması Ankara’dan dahi güzel olması benim için çok güzel oldu. Kayseri’yi kazanınca sevinmedim diyemem. Ama buraya gelip yaşamaya başlayınca biraz Kayseri’den soğudum. Burada zaten hazırlık okuduk sonra derslere başladık. Bu büyük bir avantaj oldu.
“BİR TÜRK’E RUSÇA ÖĞRETMEK ÇOK ZOR”
Rusçayı kolay öğrenemedin yani?
Evet. Rusça zaten zor bir dil. Hele bir Türk’e Rusça öğretmek dahada zor. (Gülüyor)
İngilizce de biliyorsun. O daha mı kolay?
Tabii ki. İngilizce çok daha kolay. Alfabe, harfler her şey başlı başına farklı.
Gelelim ödül kazandığın Rus Dili Olimpiyatlarına. Süreçten bahseder misin?
Biz olimpiyatı 1 ay kala öğrendik. Okula afişler filan asıldı. Hocalarımızla görüştük ve hemen çalışmaya başladık.
Projen hazırdı yani.
Yarışma 4 dalda yapıldı. Ben şarkı alanında katılmak istedim. Zaten eskiden bildiğim bir şarkıydı. Katyuşa diye bir parça.
Nereden öğrenmiştin?
Geçen yıl bölüm başkanımız bizim gramer dersimize giriyordu. Arada bir derste genel kültürden bahsederdi. Sovyet dönemi şarkılarından da bahsetmişti. 2 şarkının çok önemli olduğunu söyledi. Kalinka ve Katyuşa şarkılarının Ruslar adına çok önemli olduğunu bize aktardı. Bende o zamanlar çok merak ettim ve araştırdım. Şarkıları öğrenmiştim. Birde ezberledim. Bu yıl da yarışma olunca şıp diye düştü jeton. (Gülüyor) Zaten çok fazla çalışmadım. Hocalara söyledim çok beğendiler.
Birazda yarışma hakkında bilgi verir misin?
Türk –Rus Kültür Vakfı tarafından düzenlenen yarışma 4 ana dalda oluşturuldu. Biz Erciyes Üniversitesinden 11 yarışmacı gittik. Yarışma tamamen Rusça yapıldı zaten. Bölüm hocalarımızla birlikte İstanbul’a gittik yarışma yapıldı. Ertesi gün ise ödül töreni gerçekleşti.
Kaç finalist vardı?
Türkiye geneli 2 bin öğrenci katıldı. 140 kişi finale katılmaya hak kazandı. Bu 140 öğrenci arasından 24 kişi ayrı ayrı dallarda ödül aldı.
“BİRAZ DAMARDAN GİRDİM”
Peki, neden bu şarkıyı seçtin? Bu bildiğin tek şarkı mı yoksa öneminden dolayı mı?
Bu şarkı Ruslar için çok çok önemli bir şarkı. Çükü; Sovyet dönemi şarkısı. Biraz damardan girmiş oldum. (Gülüyor) Ben farkında değildim başta ama sonradan aklıma düştü. Sovyet şarkısının jüriyi etkileyebileceği fikrine kapıldım.
Daha önce şarkı filan söyledin mi?
Yok, ben mikrofon tutmayı bile bilmiyordum. Hocalardan rica ettim bana bir mikrofon ayarlayın bir prova yapıp öyle gideyim diye. Ayarlayamadılar. Yani imkan olmadı. (Gülüyor) Zaten sınav haftasına denk gelmişti.
Birinci olacağını tahmin edebildin mi?
Ben birinciliği aklımın ucundan bile geçirmedim. Şarkıdan dolayı ikinci ya da üçüncü olurum diyordum ama birincilik şaşırttı beni. Zaten ödül töreninde şarkı söyleyeceğimi belirttiler orada anladık.
Jüriyi dahi bu kadar etkileyen bu şarkı ne anlatıyor?
Şarkının ismi Katyuşa. Rusya’da bir bayan isminin kısaltması ve çıkardığı sesten dolayı bir silaha verilmiş. Büyük bir füzenin ismi de denilebilir. Savaşa giden sevdiğinden mektup bekleyen kızı anlatıyor.
MUHTEŞEM ÖDÜL
Yarışma nasıldı?
Çok güzel bir ortam vardı. Zaten şarkıyı söyledim herkes tebrik filan etti. Şaşırdım önce, ’kötüyse kötü diyin üzülmeyeceğim’ diye bir tepki verdim. Hala inanamıyorum zaten ödül de çok güzel.
Ödül ne?
2 hafta Moskova’da Tolstoy’un çiftliğinde yaz okulu.
Senin için çok iyi bir ödülmüş.
Evet dilimi geliştirmek olsun, gezip görmem açısından da çok muhteşem bir ödül. Benim konuşmam zayıf ama pratik ihtiyacım var. Bunu geliştirmem için büyük bir fırsat. Önümüzdeki yaz gidecekmişiz zaten. Moskova Rusya’nın en pahalı şehri. O nedenle orada böyle bir ödül çok iyi.
Peki, mezun olduğun zaman ne yapmayı düşünüyorsun. İş bulabileceğine inanıyor musun?
Evet. Hemde çok rahat düşüyorum. Dil zaten, dil okuyan aç kalır mı hiç.(Gülüyor) Bu konuda çok tepki var. Bu bölümü bilmiyorlar. ‘Rus dili ne?’ diye sorup duruyorlar. Çok sıkındım bu şekilde tepkilerden. Zaten yurt dışı düşünüyorum. Okula ilk başladığımda akademik kariyer hedefi koydum. İlerleyen zamanda yurt dışını birinci plana aldım.
Rusya’da da baya haber oldun. Radyo programına filan konuk oldun değil mi?
Evet. Rusya’nın en çok bilinen radyosu röportaj yaptı benimle. Benimle Türkçe konuştular. Yarışma hakkında konuştuk.
“BABAM ÖYLESİNE GİDİYORUM SANMIŞ”
Sona doğru gelelim. Ailen bu aşarın karşısında ne tepki verdi?
Çok komik olacak ama anlatacağım. Babam beni oraya okul arkadaşlarımı desteklemeye gidiyorum zannetmiş. Okul beni öylesine götürüyor sanmış. (Gülüyor) Aradım babamı; ‘Baba ben Moskova’ya gidiyorum’ dedim. ‘Ne Moskova’sı’ dedi. Anlatmıştım daha önce bütün detayları ama dinlememiş telefonda. Birinci olduğumu öğrenince çok sevindi ve gururlandı. Annem ise telefonda çığlık attı.
Yarışma önümüzdeki yıllarda da yapılacakmış. Tekrar katılmayı düşünüyor musun?
Düşünüyorum. Şarkım bile hazır diyebilirim. Ama ikinci kez katılmak serbest mi değil mi bilmiyorum. Götürürlerse katılacağım.




