Ramazan ayında artan gıda talebiyle birlikte fiyat istikrarı yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşti. Özellikle kırmızı et ve temel gıda ürünlerinde uygulanan sabit fiyat kampanyalarına rağmen sahadaki tablo, hedeflenen sonucun tam anlamıyla gerçekleşmediğini gösteriyor. Sektör temsilcileri ve mağaza çalışanlarının aktardıkları, uygulamada ciddi aksaklıklar yaşandığına işaret ediyor.
Ramazan’da Sabit Fiyat Uygulaması Neden Tartışılıyor?
Ramazan ayı boyunca kırmızı et ve tereyağı fiyatlarını sabitleyen kampanya raflarda sürüyor. Özellikle Et ve Süt Kurumu desteğiyle, Perakendeciler Derneği (PERDER) üyesi yerel zincir marketlerde uygulanan sabit fiyat politikası, vatandaşın bütçesini korumayı amaçlıyor.
Ancak uygulamanın başlamasıyla birlikte birçok mağazada benzer bir tablo ortaya çıktı: Ürünler sabah saatlerinde tükeniyor, gün içinde alışverişe gelen vatandaş ise boş reyonlarla karşılaşıyor.

Reyonlar Sabah Saatlerinde Boşalıyor
Market çalışanlarının verdiği bilgiye göre et ürünleri mağaza açıldıktan hemen sonra bitiyor. Gün içinde sevkiyatın yenilenmemesi durumunda ise dolapların birkaç saat içinde tamamen boşaldığı belirtiliyor.
Özellikle Ramazan döneminde talebin belirgin şekilde artması ve arzın sınırlı kalması, mevcut sistem üzerinde doğal bir baskı oluşturuyor. Market yöneticileri, kendilerine tahsis edilen ürün miktarının belirli bir planlama çerçevesinde gönderildiğini ve yoğun talep karşısında bu miktarın kısa sürede tükendiğini ifade ediyor.
Bu durum, kampanyanın kâğıt üzerinde devam etmesine rağmen sahada ürüne erişimin zorlaştığı yönünde bir algı oluşmasına neden oluyor.

Kampanyalı Ürünler Aracılar Yoluyla Toplanıyor
Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre sektör temsilcileri, bazı kasap ve restoranların kampanyalı ürünleri doğrudan almak yerine eş, dost, çalışan veya akrabaları aracılığıyla temin ettiğini belirtiyor.
Kişi başı iki kilogramla sınırlandırılan satışların bu yöntemle fiilen aşıldığı öne sürülüyor. İddiaya göre uygun fiyatlı etler daha sonra serbest piyasa fiyatından satışa sunuluyor ya da restoran mutfaklarında kullanılıyor. Böylece devlet destekli uygulamanın zincirin son halkasında amacından saptığı değerlendiriliyor.
'Vatandaşa Giden Kısmı Yüzde 10’u Bile Değil'
Bir yerel zincirin kasap reyonunda çalışan görevli durumu şu sözlerle özetliyor:
“Etler gelir gelmez tükeniyor. Ancak vatandaşa giden kısmı yüzde 10’u bile değil. Ya kasap ya restoran çalışanları gelip etleri topluyor. Normalde kişi başı iki kilogram sınır var ama yakınlarını gönderiyorlar. Hepsi de birbirini tanıyor. Biz de biliyoruz ama yapacak bir şeyimiz yok"
Kimlik bazlı satış sistemi, günlük kota takibi veya merkezi veri kontrolü gibi yöntemlerin devreye alınmasının, kampanyaların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını kolaylaştırabileceği ifade ediliyor. Böyle bir sistemin hem suistimalleri azaltabileceği hem de kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasına katkı sağlayabileceği belirtiliyor.




