Bu noktada nörologlar, hipnik sıçramanın beynin “uykuyla uyanıklık arasındaki geçişi netleştirme çabası” olduğunu ifade ediyor. Değinildiği üzere kişi uykuya dalarken kaslar gevşiyor ve vücut hareketsizleşiyor. Ancak beyin, bu hızlı gevşemeyi bazen düşme tehlikesi ya da kontrol kaybı gibi algılayabiliyor. Bu nedenle, “düşüyorsun” benzeri bir yanlış alarm verip kaslara kısa süreli bir elektrik sinyali gönderiyor ve vücudu aniden zıplatıyor.
Stres ve yorgunluk etkiliyor mu?
Belirtildiği gibi bu refleks tamamen doğal; fakat stresli dönemlerde, düzensiz uykularda ve yoğun zihinsel yorgunluk yaşayan kişilerde daha sık görülebiliyor. Uzmanlar, beynin aşırı uyarılmış olduğu dönemlerde gevşeme sürecini yanlış yorumlama ihtimalinin arttığını vurguluyor. Yani yoğun bir günün ardından yatağa uzandığınızda beden uykuya geçmeye çalışırken, beyin hâlâ “tetikte” olabilir.
Tehlikeli bir durum mu?
Bu sebeple hekimler, hipnik sıçramaların tek başına bir hastalık belirtisi olmadığını belirtiyor. Genellikle birkaç saniyelik bu refleksin ardından uyku düzeni kaldığı yerden devam ediyor. Ancak bu sıçramalar sürekli hâle gelirse, uyku kalitesini bozacak kadar sık tekrar ederse veya çarpıntı, nefes darlığı gibi bulgularla birlikte görülürse bir uzmana başvurmak gerektiği ifade ediliyor.
Görüldüğü üzere beynin gece verdiği bu “yanlış alarm”, çoğu zaman sadece uykuya geçiş sürecindeki doğal bir kontrol mekanizması. Bu ilginç refleksin arkasında yatan biyolojik süreçler araştırıldıkça, beynin uykuyla ilgili gizemli davranışları daha belirgin hâle geliyor.



