Kayseri Haber / 1937 yılında kaleme alınan dikkat çekici bir yazı, Kayseri’nin geleceğine dair ortaya koyduğu öngörülerle yeniden gündeme geldi. Sahir Uzel tarafından yazılan metinde, şehircilik, ulaşım, sanayi ve nüfus artışı gibi konularda yapılan tahminlerin bir kısmının günümüzde gerçekleşmiş olması dikkat çekiyor.

Uzel, bundan tam bir asır sonrasını hayal ederek Kayseri’nin adının değişmesinden, nüfusunun milyonlara ulaşmasına, tramvaylardan sanayi tesislerine kadar birçok ayrıntıyı kaleme aldı. O dönemde henüz pek çoğu hayal bile edilmezken dile getirilen bazı unsurların bugün şehirde karşılık bulması, metni daha da ilgi çekici hale getiriyor.

Yazarın 9 Eylül 1937 tarihli metninde yer alan ifadeler şu şekilde:

Kayseri’de afet eğitiminde hayati uyarılar
Kayseri’de afet eğitiminde hayati uyarılar
İçeriği Görüntüle

“Bundan tam bir asır sonra 2037 yılındayız. Kayseri adını değiştirip Ercas olmuş. Şehir bir kolunu 3980’lik Erciyes’in bağrına atıp öbür kolunu Erkilet sırtlarının boynuna boynuna sarmış ve bu yamaçların ara yerindeki geniş ova üstünde milyonluk nüfusu ile 114. yıldönümünü yaşayan büyük Türkiye Cumhuriyeti’nin endüstri diyarlarından birisi ve en mühim merkezi meydana gelmiştir.

Zamantı suyu, geniş kanatlarla şehre kadar getirilip üzerine müteaddit asma köprüler kurulmuş, suda irili ufaklı vapurlar işlemeye başlamış.

Ercas şehri, örümcek ağı gibi dört yandan kıvrılarak, bükülerek gelen birçok elektrikli şimendiferlerin uğrağı bulunuyor. Yüksek ve iri gövdeli apartmanlar, oteller, ticarethaneler çeşit çeşit yapılar asfalt döşeli gerili bir ip durumlu bulvarların, caddelerin kenarlarına birer kutu gibi oturtulmuş.

Caddeler terzi makasından çıkmış gibi bir boydaki ağaçlarla irili ufaklı heykellerle süslü. Eski eserler arasına katılıp çevresi geniş bahçelerle süslenen büyük camilerin yüksek minareleri, yüksek binalarla bir boyda…

Şehrin geniş üniversite meydanının orta yerinde muhteşem Cumhuriyet abidesi yükseliyor. İçinde birçok insanın inip çıktığı ve insanların arı kovanı gibi çalıştığı hükümet sarayı, Cumhuriyet meydanına bakan kuruntulu oturuşu ile milyonluk idare direksiyonunu çıtır çıtır işletip duruyor.

Caddelerde sürü sürü tramvay, binlerce otomobil dizileri şehir içindeki geliş gidişi semada yüzlerce tayyare, şehirlerarası mülakatını temin ediyor. Şehrin birkaç semtinde tayyarelerin iniş ve çıkışı için geniş meydanlıklar var. Hükümet merkezi olan Ankara’ya saatte bir kere filolarla posta tayyareleri kalkıp iniyor.

250 bin kişiyi amfili göğsünde barındıran büyük stadyumda günün her saatinde her türlü oyunlar, maçlar yapılıyor.

Erciyes Dağı dağ sporları yapmak hava tebdil etmek için gelenlere en güzel bir eğlence mahalli olmuş. Tepeye kadar kenarları duvar ile örülü helezonlu asfalt yol, kafile kafile gelen turistlerin cevlangahıdır.

Büyük dokuma kombinasının bir ucu Erkilet yamaçlarına kadar tırmanmış, yüz elli bin amele ile çalışan bu fabrikaya, Zamantı’dan vapurlar, karadan şimendiferle taşıdığı balya pamuklar vinçlerle indirilirken öbür tarafta fabrikanın çıkardığı kumaş balyaları vagonlarla yükseltilip Türkiye’nin en büyük ve en geniş Asya’ya ve Şark’a sevk ediliyor.

Ercas şehrini cenup vilayetlerine bağlayan elektrikli şimendifer, Ercas Dağı’nın dibine açılan büyük tünelden Arabistan’a, Suriye’ye ticaret malı taşıyor.

Zamantı kanalının yemyeşil yamaçlarında şatolar, villalar, köşkler zincirleme uzanıp gidiyor. Hisarcık, Talas, Zincidere, Erkilet gibi yakın şehirler, Ercas’ın birer mahallesi şekline girmiş ve asfalt yollarla birbirine bağlanmıştır.

Ali Dağı’nın tepesine 5000 yataklı muazzam bir hastane, Tekir Yaylasına 3000 kişilik senatoryum milyonluk şehre sıhhat ve hayat dağıtıyor.

Şehirdeki fabrikaların bacalarından çıkan duman, Kızılırmak kanalının enginliklerinde bulutlanıp kalkıyor.

Fabrikaların tatil düdükleri şehrin ufuklarında birbirine çarpıyor, bir taraftan on binlerce işçi yatağından taşan sel gibi türlü türlü nakil vasıtaları ile şehre inerken ikinci ekip olarak iş görecekler mabede gider gibi işlerine gidiyor. Düzinelerle arozöz, günde iki kere tahta siler gibi, caddeleri gıcır gıcır yıkıyor. Ne semada bir toz, ne sokaklarda bir kir var. Herkes kendi iş ve gücünde meşgul. Refah insanlar önünde kuyruk sallıyor, saadet servetin önünde eğiliyor.

İşte bu devirde T.C.’nin tarihi okunurken, şu 100 senelik şimşekleme ilerleyişin bir ucunda yaşayan biz insanlara onlar bakıp acıyacak, o ucundaki yaşayacak insanlara biz bakıp imreneceğiz. Cumhuriyet rejimi, benim bu hülyamı tahakkuk ettirmeye muktedirdir. Amenna!

Sahir UZEL

9 EYLÜL 1937”

Metinde Kayseri’nin zamanla büyüyerek çevre yerleşimlerin şehirle bütünleşeceği, tramvay gibi toplu ulaşım sistemlerinin gelişeceği ve sanayinin önemli bir merkez haline geleceği öngörülüyor.

2037 yılına henüz zaman varken, yazarın bazı hayallerinin bugünden gerçekleşmiş olması ise metni şehir tarihi açısından dikkat çekici bir belge haline getiriyor.

Kaynak: Süleyman Savranlar